Selçuk AKAN
Kafkas Tıp Bilimleri Dergisi - 2026;16(2):175-181
Amaç: Vitamin D, immün düzenlenmede önemli rol oynayan bir sekosteroid hormondur ve vitamin D eksikliği otoimmün ve inflamatuvar romatolojik hastalıklarda sıklıkla bildirilmektedir. Ancak, farklı romatolojik hastalık grupları arasında vitamin D durumunu karşılaştıran gerçek yaşam klinik verileri sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı, serum 25-hidroksivitamin D [25(OH)D] düzeylerini değerlendirmek ve farklı romatolojik hastalık grupları arasında vitamin D durumunu karşılaştırmaktır. Yöntem: Bu retrospektif kesitsel çalışma, 1 Ocak 2024 ile 31 Aralık 2025 tarihleri arasında üçüncü basamak bir sevk hastanesinde gerçekleştirilmiştir. Serum 25(OH)D ölçümü bulunan ve klinik verileri eksiksiz olan, doğrulanmış otoimmün veya inflamatuvar romatolojik hastalığa sahip erişkin hastalar geriye dönük olarak incelenmiştir. Polimiyalji romatika, mikst bağ dokusu hastalığı, nonspesifik kas-iskelet sistemi yakınmaları, tanısal değerlendirmesi tamamlanmamış olgular, eksik laboratuvar verisi bulunan hastalar ve vitamin D desteği kullanan hastalar dışlandıktan sonra 424 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Serum 25(OH)D düzeyleri; eksiklik (<20 ng/mL), yetersizlik (20-29.9 ng/mL) ve yeterlilik (>=30 ng/mL) olarak sınıflandırılmıştır. Hastalık grupları arasındaki karşılaştırmalar sürekli değişkenler için Kruskal-Wallis testi, kategorik değişkenler için ise ki-kare testi kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 424 hastanın 232'sinde (%54,7) vitamin D eksikliği, 130'unda (%30,7) vitamin D yetersizliği ve 62'sinde (%14,6) yeterli vitamin D düzeyi saptanmıştır. Medyan serum 25(OH)D düzeyleri hastalık grupları arasında anlamlı farklılık göstermiştir (p < 0,001). En yüksek medyan serum 25(OH)D düzeyleri Sjögren sendromlu hastalarda gözlenirken, en düşük düzeyler sistemik lupus eritematozus, romatoid artrit ve inflamatuvar miyopatili hastalarda saptanmıştır. Sonuç: Vitamin D eksikliği ve yetersizliği, otoimmün ve inflamatuvar romatolojik hastalığı olan bireylerde oldukça yaygındır. Vitamin D durumunun rutin olarak değerlendirilmesi, hastalığa özgü farklılıkların belirlenmesine katkı sağlayabilir ve bireyselleştirilmiş yönetim stratejilerini destekleyebilir.