RUTİN ABDOMİNAL ULTRASONOGRAFİDE SAPTANAN MİDE DUVARI KALINLAŞMASININ KLİNİK ÖNEMİ: ENDOSKOPİK BULGULAR VE HELİCOBACTER PYLORİ ENFEKSİYONU İLE KORELASYONU

Demet DOĞAN, Kağan GÖKÇE

Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2026;17(2):0-0

Istanbul Okan University Faculty of Medicine Hospital, Department of Radiology, Istanbul, Türkiye

 

Amaç: Ultrasonografi (US), karın bölgesinin değerlendirilmesinde yaygın olarak kullanılan invaziv olmayan bir görüntüleme yöntemidir. Bu çalışma, rutin karın ultrasonografisinde saptanan mide duvarı kalınlaşması, endoskopik ve histopatolojik bulgular ile Helicobacter pylori (H. pylori) enfeksiyonu arasındaki ilişkiyi değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Yöntemler: Acil olmayan endikasyonlar için yapılan 2478 karın ultrasonografi raporunu retrospektif olarak analiz ettik. 5 mm veya daha fazla mide duvarı kalınlaşması anormal olarak tanımlandı. Kalınlaşma bildirilen ve endoskopi yapılan hastalar çalışmaya dahil edildi. Demografik, endoskopik, histopatolojik ve H. pylori verileri, yaş ve cinsiyete göre ayarlanmış ROC ve çok değişkenli lojistik regresyon analizleri kullanılarak analiz edildi. Bulgular: 150 hastada (%6,1) mide duvarı kalınlaşması saptandı. Bunlardan 83'ü (%55,3) endoskopiye, 74'ü ise biyopsiye tabi tutuldu. En sık görülen bulgu kronik inaktif gastrit (%73,0), bunu kronik aktif gastrit (%20,3) izledi. Vakaların %18,9'unda H. pylori pozitifliği gözlendi. Mide duvar kalınlığı, H. pylori pozitif hastalarda anlamlı derecede daha yüksekti (p = 0,027). ROC analizi, 5,5 mm'lik bir kesme noktasıyla %78,6 duyarlılık ve %60,0 özgüllük elde ederek orta düzeyde bir performans gösterdi (AUC: 0,749). Mide duvar kalınlığı, H. pylori pozitifliği ile bağımsız olarak ilişkiliydi (OR: 1,651; p = 0,038). Sonuç: Ultrasonografide, özellikle mide malignitesi ve H. pylori pozitifliği olan hastalarda mide duvar kalınlığının anlamlı derecede daha yüksek olduğu bulundu. Ultrasonografi, endoskopik ve histopatolojik değerlendirmenin yerini almasa da, dikkatli uygulandığında, benign ve malign mide patolojilerinin erken bir göstergesi olarak klinik karar verme sürecini destekleyen invaziv olmayan bir yöntem olarak kullanılabilir.