SAF AKSİYEL TUTULUMLU ANKİLOZAN SPONDİLİTTE SERUM 14-3-3 ETA SEVİYELERİ: HASTALIK AKTİVİTESİNİ DEĞERLENDİRMEK İÇİN POTANSİYEL BİR BİYOBELİRTEÇ OLABİLİR Mİ?

EBRU ATALAR, AHMET KOR, ESRA FIRAT OĞUZ, HATİCE ECEM KONAK, KEVSER ORHAN, YÜKSEL MARAŞ, ŞÜKRAN ERTEN, ÖZCAN EREL

Northwestern Medical Journal - 2023;3(2):115-121

Ankara Şehir Hastanesi, Romatoloji Kliniği, Ankara, Türkiye

 

GİRİŞ ve AMAÇ: 14-3-3η (eta) proteininin, romatoid artritli hastalarda hastalığın şiddeti ve eklem yıkımı ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Ayrıca diğer iltihaplı olaylarda da etkili olma ihtimalinin yüksek olduğu gösterilmiştir. Ankilozan spondilitli (AS) hastalarda eta düzeylerinin AS tanısında ve hastalık aktivitesini belirlemede potansiyel bir biyobelirteç olup olamayacağını araştırmayı amaçladık. YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışmaya yaşları 20-65 arasında olan, AS tanılı 51 hasta ve 49 sağlıklı kontrol alındı. Hastaların rutin hemogram, eritrosit sedimantasyon hızı (ESR), C-reaktif protein (CRP) seviyeleri ölçüldü ve nötrofil/lenfosit oranı (NLO) hesaplandı. Hasta ve sağlıklı kontrol gruplarında serum eta düzeyi ölçüldü. Hastalık aktivitesini değerlendirmek için Bath Ankilozan Spondilit Hastalığı Aktivite İndeksi (BASDAI) ve Ankilozan Spondilit Hastalığı Aktivite Skoru (ASDAS) kullanıldı. Hastaların sakroiliak eklem grafileri değerlendirildi ve sakroiliit derecelendirildi. BULGULAR: Sakroiliit derecesi, hastalık aktivite indeksleri ve eta seviyeleri arasında istatistiksel anlamlı ilişki bulunmadı. Eta düzeyleri ile hematolojik parametreler arasında CRP dışında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadı. Hastaların eta düzeyleri ile CRP arasında negatif, zayıf ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki vardı (r=-0,277; p=0,049). AS hastalarında sakroiliit derecesi, hastalık aktivite indeksleri ve serum eta düzeyleri arasında ilişki bulamadık. TARTIŞMA ve SONUÇ: Serum eta seviyeleri, ankilozan spondilitli hastalarda hastalık aktivitesini saptamak için güvenilir bir biyobelirteç değildir. 14-3-3η proteini, periferik eklem tutulumunun ön planda olduğu romatizmal hastalıklarda daha aktif rol oynayabilir.