SARI HUMMA AŞISI İLE İLİŞKİLİ VİSEROTROPİK HASTALIK: TÜRKİYE'DEN BİR OLGU SUNUMU

Nazife Duygu DEMİRBAŞ, Doğukan CANATAR, Dilara KARAKUŞ, Ceren ATASOY TAHTASAKAL, Okan DERİN

Mikrobiyoloji Bülteni - 2026;60(3):400-407

Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği, İstanbul

 

Canlı atenüe 17D suşu içeren sarı humma aşısı, sarı humma enfeksiyonuna karşı korunmada en etkili yöntemlerden biridir ve uzun yıllardır güvenli kabul edilmektedir. Bununla birlikte, sarı humma aşısına bağlı viserotropik hastalık (YEL-AVD) gibi nadir ancak ciddi advers olaylar bildirilmiştir. YEL-AVD, vahşi tip sarı humma enfeksiyonunu taklit eden, yüksek mortalite riski taşıyan ve özellikle endemik olmayan bölgelerde tanısal güçlükler oluşturabilen, yaşamı tehdit eden bir klinik tablodur. Altta yatan ek hastalığı, immünsupresyon öyküsü veya timus patolojisi bulunmayan 57 yaşında erkek hasta, sarı humma aşısından iki gün sonra başlayan ve başvuru sırasında yedi gündür devam eden yüksek ateş yakınmasıyla başvurmuştur. Fizik muayenede hipotansiyon ve ikter saptanmış; intravenöz sıvı resüsitasyonu ile hemodinamik stabilite sağlanmıştır. Laboratuvar incelemelerinde trombositopeni ve hepatik disfonksiyon izlenmiştir. Sıtma, dengue ateşi, Batı Nil virüsü enfeksiyonu ve Kırım Kongo kanamalı ateşi başta olmak üzere enfeksiyöz etiyolojiler ile diğer olası nedenler kapsamlı ve sistematik biçimde dışlanmış; kan kültürleri ve görüntüleme incelemelerinde etiyolojiye yönelik bir bulguya rastlanmamıştır. Sarı humma virüsüne yönelik polimeraz zincir reaksiyonu testi negatif olmasına rağmen hepatik tutulum ve trombositopeni olmak üzere iki majör Brighton İş Birliği kriterinin varlığı ile alternatif etiyolojilerin sistematik olarak dışlanması, olgunun sarı humma aşısı ile ilişkili viserotropik hastalık için düzey 2 tanısal kesinlik ile uyumlu olarak değerlendirilmesini desteklemiştir. Hasta, destekleyici tedavi ile yoğun bakım gereksinimi olmaksızın tamamen iyileşmiştir. Bilgimiz dahilinde bu olgu, Türkiye'den bildirilen ilk YEL-AVD vakasıdır. Endemik olmayan ülkelerden sarı humma endemik bölgelere yönelik seyahatlerin artması ve aşı kullanımının yaygınlaşması, YEL-AVD gibi nadir ancak ciddi advers olaylara yönelik klinik farkındalığın artırılmasını gerekli kılmaktadır. Bu olgu, ayırıcı tanı sürecinde aşılama öyküsünün erken dönemde sorgulanmasının önemini vurgulamakta ve olgu sunumlarının küresel aşı güvenliği izlemi açısından önemini ortaya koymaktadır.