Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

SARS-COV-2 ENFEKSİYONU SONRASI GELİŞEN ROMATOİD ARTRİT: YENİ BİR RİSK FAKTÖRÜ MÜ?

REYHAN KÖSE ÇOBANOĞLU

Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Dergisi - 2022;55(3):179-182

Aydın Devlet Hastanesi, Romatoloji Bölümü, Aydın, Türkiye

 

AMAÇ: Romatoid artrit (RA) etyopatogenezinde viral enfeksiyonlar çevresel tetikleyici faktörler olarak rol almaktadır. Yeni corona virüs SARS-CoV-2’nin neden olduğu hastalığın (COVİD-19) otoimmüniteyi ve inflamatuar artritleri tetiklediği bildirilmiştir. Çalışmanın amacı, COVİD-19 sonrası RA tanısı alan hastaları klasik RA özellikleriyle karşılaştırmak ve RA gelişimindeki olası mekanizmaları irdelemektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Romatoloji polikliniğine başvurarak RA tanısı alan olgular retrospektif olarak çalışmaya dahil edildi. Eklem yakınmaları başlamadan önce COVİD-19 öyküsü olan ve olmayan hastalar olarak iki grup oluşturuldu. Cinsiyet, yaş, komorbidite, çalışma durumu, sigara, aile öyküsü, eklem tutulum paterni, semptom süresi, eritrosit sedimantasyon hızı (ESR) ve C-reaktif protein (CRP), hastalık aktivite skorları (DAS28-ESR), romatoid faktör (RF), anti-siklik sitrülline peptid (anti-CCP) kaydedildi. Normal dağılım göstermeyen veriler için Wilcoxon testi, normal dağılım gösteren veriler için paired-t testi kullanıldı, p <0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. BULGULAR: 61 yeni tanı RA hastasının %67.2 si (n=41) önceden COVİD-19 öyküsü yoktu, %32.8’inde (n=20) COVİD-19 enfeksiyon öyküsü mevcuttu. Her iki grup arasında yaş, cinsiyet, aile öyküsü, sigara alışkanlığı, çalışma durumu, komorbidite açısından istatiksel fark saptanmadı. Her iki grupta semptom süreleri istatiksel açıdan benzerdi, COVİD-19 öyküsü olan ve olmayan grupta sırasıyla 24 hafta (2-62), 18 hafta (2-120) saptandı. Eklem tutulum paternleri COVİD-19 geçirmiş hastalarda %90’ı polisimetrik, %10’u oligoartikülerdi. COVİD-19 öyküsü olmayan hastalarda %87.8’i polisimetrik, %12.2’si oligoartikülerdi, her iki grup arasında fark saptanmadı. ESR, CRP, DAS28-ESR düzeyleri ve RF ve anti-CCP varlığı da her iki grupta benzerdi. SONUÇ: Bu çalışmada klasik RA bulgularıyla COVİD-19 enfeksiyonu sonrası RA gelişen hastalarda demografik, klinik ve laboratuar özellikler benzer bulunmuştur. SARS-CoV-2 enfeksiyonun solunum yollarını özellikle hedef alması RA ilişkili otoimmünite gelişme ihtimalini düşündürmektedir. Sonuç olarak; RA ve COVİD-19 ilişkisini aydınlatmak için daha geniş çaplı ve ileriye dönük çalışmalara ihtiyaç vardır.