Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

SCHATZKER TİP V -VI KIRIKLARINDA İLİZAROV TİPİ EXTERNAL FİKSATÖRLE OSTEOSENTEZİ GERÇEKLEŞTİRİLEN OLGULARIN UZUN DÖNEM SONUÇLARININ RETROSPEKTİF İNCELEMESİ

Mustafa KARAHAN, Damla ÜNAL ZILCIOGLU, Ahmet KAPUKAYA

Dicle Tıp Dergisi - 2026;53(1):59-66

Department of Orthopedics and Traumatology, Private Dunyapark Hospital, Diyarbakır

 

Giriş: Tibial plato kırıkları, tüm kırıkların yaklaşık %1 -2'sini oluşturan karmaşık eklem içi yaralanmalardır. Yüksek enerjili Schatzker tip V -VI kırıkları, parçalanma ve eşlik eden yumuşak doku hasarı nedeniyle tedavisi en zor kırık tipleri arasındadır. Bu yaralanmalarda İlizarov tipi sirküler eksternal fiksatör, yumuşak dokunun korunmasını sağladığı için açık redüksiyon ve internal fiksasyona (ARİF) alternatif bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Bu yöntem, daha az cerrahi insizyon gerektirmesi, daha az derin enfeksiyon oranı, doğru alt ekstremite mekanik eksenin restorasyonunu sağlaması ve erken mobilizasyon imkânı sağlaması nedeniyle tercih edilmektedir. Amaç: Bu çalışmanın amacı, yüksek enerjili Schatzker tip V -VI tibia plato kırıklarında İlizarov tipi eksternal fiksatör ile tedavi edilen vakaların uzun dönem klinik ve radyolojik sonuçlarını değerlendirmektir. Yöntemler: Tek merkezli retrospektif bu çalışmaya, yüksek enerjili Schatzker tip V -VI tibia plato kırığı nedeniyle İlizarov tipi eksternal fiksatör ve minimal internal fiksasyon ile tedavi edilmiş 42 hasta (43 diz) dâhil edildi. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 39 (22 -69) yıl ve ortalama takip süresi 36 aydı. En yaygın komplikasyon %57,1 oranla tel dibi enfeksiyonuydu. Anatomik redüksiyon %23,3 hastada sağlandı. Fonksiyonel sonuçlar %30,2 mükemmel, %34,9 iyi, %9,3 orta ve %25,6 kötü olarak değerlendirildi. Hastaların %23,3'ünde son kontrolde osteoartrit bulgusu saptanmadı. Sonuç: Yüksek enerjili Schatzker tip V -VI tibia plato kırıklarında minimal internal fiksasyon ile sirküler eksternal fiksatör uygulaması, stabil tespit ve tatmin edici uzun dönem sonuçlar sağlamaktadır. Redüksiyon kaybı ve anatomik hizalanma yetersizliği en önemli sınırlayıcı faktörler olmakla birlikte, bu yöntem derin enfeksiyon riskini azaltması ve yumuşak dokuları koruması açısından güvenilir bir seçenektir.