BAHADIR M GÜLLÜOĞLU
European Journal of Breast Health - 2009;5(4):182-186
Görüntüleme yöntemlerinin yaygın kullanılması sonucunda görüntüleme anomalileri klinisyenlerin karşısına daha sık çıkmaktadır. Bu lezyonları örneklemek için görüntüleme eşlikli kalın iğne biyopsi yöntemleri kullanılmaktadır. Yapılan biyopsilerin %1-10‘nunda selim proliferatif lezyon tanısı konulmaktadır. Bu lezyonlar arasında atipik duktal hiperplazi, lobuler neoplazi (atipik lobuler neoplazi, lobuler karsinoma in situ) ve papiller lezyonlar yer almaktadır. Kalın iğne biyopsisi ile selim proliferatif lezyon tanısı alan bazı lezyonların daha sonra eksize edilerek örneklendiklerinde kanser oldukları anlaşılmaktadır. Selim proliferatif lezyonların gerek öncü lezyon olarak o memede, gerekse genel risk faktörü olarak her iki memede kanser gelişimi için farklı derecede risk oluşturdukları bilinmektedir. Bu nedenlerden ötürü bu lezyonların saptandığı kadınlara risk danışmanlığı ve önleyici yöntemler açısından nasıl bir klinik yaklaşımda bulunulması gerektiği halen en tartışmalı konular arasındadır. Bu derlemede kanıtlar çerçevesinde üç konuda uygulama önerileri sunulmaktadır. Kalın iğne biyopsisi ile selim proliferatif olarak tanı alan lezyonların eksizyonel biyopsi ile çıkarılmalarının gerekliliği, bu lezyonların risk değerlendirmesindeki önemi ve bu lezyonlara sahip kadınlara erken tanı için nasıl bir tarama yönteminin ve/veya kanseri önleme için hangi yöntemlerin uygulanabileceği konularında bilgi verilmektedir.