BEYZA ÖZÇINAR, MAHMUT MÜSLÜMANOĞLU, ABDULLAH İĞCİ, SİBEL O GÜRDAL, EKREM YAVUZ, MUSTAFA KEÇER, TEMEL DAĞOĞLU, VAHİT ÖZMEN
European Journal of Breast Health - 2009;5(4):204-207
Amaç: Meme kanserinin evrelemesinde ve tedavisinde aksiller lenf nodunun durumu halen en önemli kabul gören prognostik faktördür. Bu çalışmada, sentinel lenf nodunda mikrometastaz saptanan hastalarda non sentinel lenf nodu pozitiflik oranını, level I-II aksiller diseksiyon sonrası mikrometastaz varlığının lokal ve aksiller rekürens üzerine etkilerini bulmayı amaçladık. Hastalar ve Yöntem: Ocak 2000 ve Haziran 2008 tarihleri arasında toplam 760 hastaya erken evre meme kanseri tanısı ile sentinel lenf nodu biyopsisi yapıldı. 45 (%6) hastada sentinel lenf nodu biyopsisinde mikrometastaz (0.2- 2.0 mm) tespit edildi. Hastaların ve tümörün karakteristik özellikleri retrospektif olarak kaydedildi. Bulgular: Çalışmaya alınan 45 hastanın ortanca yaşı 46 (26-67), ortanca tümör boyutu 20 (1-50) mm ve ortanca çıkarılan sentinel lenf nodu sayısı 2 (1-5) idi. Tüm mikrometastaz saptanan hastalara tamamlayıcı seviye I-II aksiller diseksiyon yapıldı. Hastaların 11‘inde non sentinel lenf nodu metastazı saptandı (11/45 - %24.4). Non sentinel lenf nodu metastazını etkileyen faktörlerden (yaş, tümör boyutu, yerleşim, histolojik grad, lenfovasküler invazyon varlığı, histolojik grad, reseptör durumu, multifokalite/ multisentrisite ve mikrometastazın boyutu) hiçbiri istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Sonuç: Sentinel lenf nodunda mikrometastaz saptanması durumunda klasik bilgi tamamlayıcı seviye I-II aksiller diseksiyon yapılması yönündedir. Ancak, non randomize, prospektif olmayan bazı çalışmalar 4-5 yıllık takip sonrası aksiller rekürens oranını %0.6 olarak vermektedir. Ancak, genede prospektif, randomize klinik çalışmaların sonuçlarını beklemek gerekmektedir.