Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

SEREBRAL PALSİLİ ÇOCUKLARDA İNMEMİŞ TESTİS SIKLIĞI VE ETİYOLOJİSİ

FUAD HUSEYNOV, ZAFER DÖKÜMCÜ, EMRE DİVARCI, GÜL SERDAROĞLU, SAMİM ÖZEN, FERDA ÖZGÖNÜL, AHMET ÇELİK

Turkish Journal of Pediatric Surgery - 2014;28(3):90-94

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Ad

 

GİRİŞ ve AMAÇ: Çocuklarda en sık görülen nörolojik defisit nedeni olan Serebral Palsi (SP) hastalarında testis problemleriyle ilgili çok az çalışma mevcuttur. Bu çalışmada SP’li çocuklardaki inmemiş testis (İT) sıklığı ve etiyolojisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. YÖNTEM ve GEREÇLER: Dört aylık bir dönem içerisinde çocuk cerrahisi ve çocuk nörolojisi polikliniklerinde ayaktan tedavi edilen 1-15 yaş arası SP’li erkek çocuklar çalışmaya dahil edildi. Tüm hastalar standart nörolojik ve ürogenital muayeneye tabi tutuldu; follikül stimüle edici hormon (FSH), lüteinizan hormon (LH), serbest ve total testosteron hormon düzeyleri için kan örnekleri alınarak endokrinolojik olarak değerlendirildi. Olgular İT saptanmayan (Grup 1) ve saptanan (Grup 2) olarak 2 gruba ayrıldı. Bulgular istatiksel olarak karşılaştırıldı. BULGULAR: Grup 1’ de 36 (%60), Grup 2’de 24 (%40) olmak üzere toplam 60 hastanın ortalama yaşı 6,1 yaş idi. Olguların 37’sinde (%61,7) tetraparezik, 12’sinde (%20) diparezik, 5’inde (%8,3) hemiparezik, 4’ünde (%6,7) triparezik, 2’sinde (%3,3) ise diskinezik tip SP mevcuttu. Grup 1’de skrotal yerleşimli 72 testisin 5’inde (%6,9) atrofi saptanırken Grup 2’deki olguların 11’inde unilateral, 13’ünde ise bilateral inmemiş testis mevcuttu. Bu grupta ki 37 inmemiş testisin 21’i (%56,8) inguinal, 7’si (%18,9) yüksek skrotal yerleşimli idi; 4 hastada bilateral olmak üzere toplam 9 testis (%24,3) ise fizik muayenede palpe edilemedi. Gruplar arasında kan hormon değerlerinin, testis lokalizasyonlarına ve boyutlarına göre karşılaştırılmalarında istatistiksel fark saptanmadı. TARTIŞMA ve SONUÇ: Kesitsel özellikteki çalışmamızda SP’li çocuklarda inmemiş testis sıklığı, çok yüksek (% 40) saptanmıştır. Bu hastalardaki hormonal anormallikler bu durumu açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Yüksek spastisite oranı nedeniyle etiyolojide hastalığın doğası gereği artmış kas tonusu gibi olası başka nedenler rol oynuyor olabilir. Bu konu ile ilgili daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.