SEREBRAL PALSİLİ ÇOCUKLARDA KALÇA EKLEMİNİN DEĞERLENDİRİMİ: KALÇA ULTRASONOGRAFİSİNDE YENİ UFUKLAR

N KUTAY ORDU GÖKKAYA, ASLI METE, FÜGEN OKTAY, DİDEM CÖMERT, HALİL UÇAN

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bilimleri Dergisi - 2008;11(2):40-45

Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Ankara, Turkey

 

Amaç: Serebral palsi (SP), gelişimini sürdüren beynin non progresif hasarına bağlı olarak ortaya çıkan ilerleyici hareket ve postür bozukluklarına sebep olabilen ve aktivite limitasyonuna yol açan bir grup hastalık olarak tanımlanmaktadır. Kalça subluksasyonu/dislokasyonu SP’de en sık rastlanan muskuloskeletal problemlerden biridir. Çalışmamızın amacı, serebral palsi rehabilitasyonu sürecinde kalça ekleminin değerlendirilmesinin yanında klinik, radyografik, ulrasonografik değerlendirmelerin bu alandaki önemini vurgulayarak literatürün ışığında tartışmaktır. Materyal ve method: Çalışmamıza hastanemizde yatarak rehabilite edilmekte olan 40 SP’li çocuk dahil edildi. Hastalarımızın tüm demografik ve klinik parametreleri kaydedildi. Kalça ekleminin radyolojik değerlendirilmesi amacıyla her iki kalça anteroposterior radyografileri ve ultrasonografileri çekildi. Reimers yüzdesi (radyografik) ve anterior kapsül uzaklığı (AKU), anterior ile lateral asetabular kenar ile femur başı uzaklığı (AFU, LFU) (ultrasonografik) ölçüldü. Bulgular: Sonuçlarımıza göre, Kaba Motor Fonksiyon Seviyesi ile riskli/disloke kalça arasında ilişki mevcuttu. Seviyesi düşük olan hastaların normal kalça yüzdesinin daha fazla olduğunu yüksek seviyedeki hastalarınsa daha yüksek oranda disloke veya riskli kalçaya sahip olduğunu tespit ettik (p=0.001). Kalça USG’si ile ölçülen AKU ve LFU uzaklığı Reimer indeksi ile ilişkili bulundu (r=0,504, p=0.02). Sonuç: Kalça subluksasyonu/dislokasyonu SP’de tanı konduğu anda takibine başlanması zorunlu problemlerden biridir. Klinik topografik tipi ve kaba motor düzeyi ile yakın ilişkilidir. Tanı direkt radyografik değerlendirme ile konmalı, dikkatli izlenmelidir. Klinik izlemde kalça USG’si de değerlendirme yöntemleri içinde güvenilirliği, noninvaziv olması, radyasyon maruziyetinin olmaması, uygulanabilme kolaylığı gibi özellikleri nedeniyle alternatif bir method olarak yer alabilir düşüncesindeyiz.