Mahmut Sami METIN, Tugba TEHCI, Ilkay KOLUKIRIK, Serkan AKOGUL, Zuhal METIN, Defne OZKOCA
Selçuk Tıp Dergisi - 2026;42(1):21-26
Amaç: Akne vulgaris, özellikle ergenler ve genç yetişkinlerde yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen yaygın, uzun süreli bir inflamatuvar cilt hastalığıdır. Aknenin patogenezi çok sayıda faktörden etkilenmekle birlikte, magnezyum gibi mikrobesinlerin katkısı henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Bu çalışma, serum magnezyum konsantrasyonları ile Global Akne Derecelendirme Sistemi (GAGS) ile değerlendirilen akne şiddeti arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçlamıştır.Gereç ve Yöntemler: Mart ve Ağustos 2023 tarihleri arasında tek bir merkezde prospektif tasarımlı bir vaka-kontrol çalışması yürütülmüştür. Çalışmaya, yaş ve cinsiyet açısından eşleştirilmiş, 18-30 yaş aralığında 60 akne vulgaris tanısı almış birey ve 60 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Akne şiddeti, GAGS kullanılarak değerlendirilmiş ve hafif, orta veya şiddetli olarak sınıflandırılmıştır. Serum magnezyum seviyeleri, Xylidyl Blue kolorimetrik yöntemiyle belirlenmiştir. Veriler SPSS sürüm 29 kullanılarak analiz edilmiştir. Normal dağılım göstermeyen sürekli değişkenler için Kruskal-Wallis H testi kullanılmış ve istatistiksel anlamlılık p <0.05 olarak kabul edilmiştir.Bulgular: Çalışmaya 34 kadın ve 26 erkek akne hastası ile 31 kadın ve 29 erkek sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Akne şiddet grupları arasında veya hasta ve kontroller arasında serum magnezyum seviyelerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlemlenmemiştir (p> 0.05). Orta akne grubunda hafif ve şiddetli gruplara kıyasla ortalama magnezyum seviyeleri biraz daha yüksek olmasına rağmen, bu farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı değildi. Tüm gruplarda magnezyum konsantrasyonları normal sınırlar içinde kalmıştır.Sonuç: Sonuçlarımız, serum magnezyum seviyeleri ile akne şiddeti arasında anlamlı bir ilişki olmadığını göstermektedir. Sistemik magnezyumun akne patogenezinde sınırlı bir rolü var gibi görünse de topikal magnezyum preparatları anti-enflamatuar ve antimikrobiyal özellikleri nedeniyle terapötik avantajlar sağlayabilir. İleri çalışmalar, bu potansiyel tedavi yönteminin etkinliğini ve mekanizmasını daha iyi anlamak için gereklidir.