SERVİKAL İNTRAEPİTELYAL LEZYONLARIN ANATOMİK DAĞILIMI VE KOLPOSKOPİ YÖNLENDİRMELİ BİYOPSİLER İLE RASTGELE BİYOPSİLERİN TANISAL PERFORMANSI

Serhan Can İŞCAN, Emine Çağla UZMAN CUMA, Ahmet Burak ZAMBAK, Nuh Mehmet ERBAKIRCI, Fatih AKKUŞ

Jinekoloji-Obstetrik ve Neonatoloji Tıp Dergisi - 2026;23(3):346-355

Department of Gynecologic Oncology, Faculty of Medicine, Kütahya Health Sciences University, Kütahya, Türkiye

 

Amaç: Kolposkopi sırasında en uygun biyopsi bölgesinin belirlenmesi halen tartışmalıdır ve servikal intraepitelyal lezyonların anatomik dağılımına ilişkin kanıtlar sınırlıdır. Bu çalışmada servikal lezyonların anatomik dağılımının belirlenmesi ve kolposkopi eşliğinde hedefe yönelik biyopsi ile rastgele dört kadran biyopsisinin tanısal performansının karşılaştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Ocak 2022-Mart 2026 tarihleri arasında HPV pozitifliği ve/veya anormal servikal sitoloji nedeniyle kolposkopi uygulanan 514 kadının verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Toplam 1415 servikal biyopsi örneği analiz edildi. Lezyonların anatomik dağılımı ki-kare uygunluk testi ile birlikte dairesel istatistik yöntemleri (Rayleigh ve aksiyel Rayleigh analizleri) kullanılarak incelendi. Aynı hastadan alınan çoklu biyopsiler arasındaki bağımlılığı dikkate almak amacıyla Genelleştirilmiş Tahmin Denklemleri (GEE) modeli kullanıldı. Bulgular: HPV16 pozitifliği hem LSIL+ hem de HSIL+ lezyonları bağımsız olarak öngördü. Servikal lezyonlar belirli bir saat pozisyonunda kümelenmemekle birlikte anterior-posterior eksen boyunca anlamlı anatomik dağılım gösterdi (aksiyel Rayleigh testi, her iki analiz için p<0,001). Çok değişkenli GEE analizinde anterior-posterior yerleşim HSIL+ olasılığını bağımsız olarak artırırken (düzeltilmiş OR=1,50; %95 GA:1,12-2,01), HPV16 da bağımsız bir belirleyici olarak saptandı (düzeltilmiş OR=2,79; %95 GA:1,56-4,99). Hasta düzeyinde hedefe yönelik ve rastgele biyopsiler arasında LSIL+ ve HSIL+ saptama oranları benzer bulundu. Buna karşın lezyon düzeyinde hedefe yönelik biyopsiler hem LSIL+ hem de HSIL+ lezyonların saptanmasında anlamlı derecede daha yüksek tanısal verimlilik sağladı ve klinik olarak anlamlı bir lezyonun saptanması için daha az biyopsi gerektirdi. Sonuç: Servikal intraepitelyal lezyonlar izole saat pozisyonlarında değil, ağırlıklı olarak anterior-posterior anatomik eksen boyunca yerleşim göstermektedir. Kolposkopi eşliğinde hedefe yönelik biyopsiler lezyon düzeyinde daha yüksek tanısal verimlilik sağlarken, rastgele biyopsiler seçilmiş yüksek riskli hastalarda ek tanısal katkı sunmaktadır. Lezyon morfolojisi, HPV genotipi ve anatomik dağılımın birlikte değerlendirilmesi, kolposkopik biyopsi stratejilerinin bireyselleştirilmesine ve tanısal doğruluğun artırılmasına katkı sağlayabilir.