Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

SERVİKAL KANSER TARAMASI SONRASI REFERE EDİLEN KADINLARDA PATOLOJİK BULGULAR VE KOLPOSKOPİK SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Elif Avşaroğlu, Mesut Özer, İlknur Kaleli, Yeliz Arman Karakaya, Tolga Güler

Türk Jinekolojik Onkoloji Dergisi - 2025;25(3):124-129

Adana Acıbadem Hospital, Department of Obstetrics and Gynecology, Adana, Turkiye

 

Amaç: Bu çalışmada, servikal kanser tarama programı sonucunda kolposkopi için refere edilen hastalarda saptanan patolojiler ile kolposkopik değerlendirme sonuçları arasındaki ilişkinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Bölgesel kanser erken tanı programı kapsamında, bir yıllık süre içinde Pamukkale Üniversitesi'ne kolposkopi amacıyla refere edilen 345 hastanın sevk özellikleri ve kolposkopik tanıları retrospektif olarak değerlendirildi. Bulgular: Tarama sırasında yüksek riskli olarak değerlendirilerek bir yıl içinde kliniğimize refere edilen 345 hasta arasında kolposkopi sonrası 112 hastada (%32,5) CIN 2 veya CIN 3 tanısı konuldu. Toplam dokuz kanser veya karsinoma in situ olgusu saptandı. Kanser olgularından yalnızca birinde tarama sonucu HGSIL olarak raporlanmışken, yedi olguda (%78) Pap smear sonuçları negatif veya yetersiz olarak bildirilmişti. Dokuz olgunun tamamında HPV tip 16 pozitifliği saptanmış olup, bir hastada HPV tip 16 ve 18 ko-enfeksiyonu mevcuttu. Yüksek dereceli histopatolojik lezyonu olan olguların analizinde, 86 kadında (%76,8) HPV tip 16 veya 18 pozitifliği saptandı. Bu olguların smear sonuçları incelendiğinde, yaklaşık yarısında (n = 57, %50,9) Pap smear bulgularının negatif olduğu görüldü. Sonuç: : Bu çalışmada, kanser olgularının yalnızca birinde HGSIL smear sonucu bulunurken, dikkat çekici olarak altı olguda smear sonucu negatifti. Tüm kanser olgularında HPV tip 16 pozitifliği saptandı. Bu bulgular, servikal kanser taramasında HPV testinin Pap smear testine üstünlüğünü bir kez daha doğrulamaktadır. Ayrıca smear sonucu negatif olsa dahi HPV tip 16 pozitifliği saptanan hastalarda kolposkopik değerlendirmenin gerekli olduğunu göstermektedir. HPV 16-18 dışındaki tiplerde ise hastaların %23,2'sinde yüksek dereceli histopatolojik lezyonlar saptanmıştır . Prospektif takip verileri doğrultusunda, farklı HPV tiplerinin preinvaziv ve invaziv kanser açısından taşıdığı risklerin daha net ortaya konabileceği ve tarama programlarında buna yönelik düzenlemeler yapılabileceği düşünülmektedir.