Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

SERVİKAL SPONDİLOTİK MİYELORADİKÜLOPATİNİN TANI VE TEDAVİSİNDE DİNAMİK SERVİKAL MRG’NİN ÖNEMİ

MUSTAFA NEVZAT FIRIDIN

Acta Medica Ruha - 2023;1(4):556-565

Siirt Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi, Siirt, Türkiye

 

Giriş ve Amaç: Servikal spondilotik miyelopati ve servikal spondilotik radikülopati orta yaş üstü bireylerde en sık görülen dejeneratif omurga patolojileridir. Servikal vertebra omurganın en hareketli bölümüdür. Radyolojik incelemeler omurga yapısı hakkında bilgi verse de fonksiyonel olarak herhangi bir veri sağlamamaktadır. Bu çalışma kapsamında dinamik manyetik rezonans görüntülemenin servikal spondilopatik miyelopatinin cerrahi kararını vermede yardımcı olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışmada, cerrahi tedavi uygulanan 123 kadın ve 135 erkekten oluşan 258 SSM ve/veya SSR hastasının klinik özelliklerini, radyolojik bulguları ve cerrahi operasyon sonuçları incelenmiştir. Tüm seviyeler için lateral grafilerde kanal çapları, aksiyal BT kesitlerinde ise ön-arka çaplar ölçüldü. Fleksiyon, ekstansiyon ve nötr ön-arka aksiyal MRG kesitinde tüm seviyeler için kanalın çapları ölçüldü. Hastaların klinik durumu SSM için kullanılan dört yaygın sınıflandırmaya (JOA, Nurick, Mann ve Symon ve Launder) göre değerlendirilmiştir. Bulgular: Dinamik MRG incelemelerinde ortalama AP çap değerlerine göre kanalın fleksiyonda (8.09 mm) ortalama 1.05 mm (%14.9) genişlediği, ekstansiyonda (6.10 mm) 0.94 mm (%13.4) daraldığı görüldü. Ortalama fleksiyon ve ekstansiyon MRG sonuçları arasındaki fark 1.99 mm bulundu. MRG ölçümleri ile BT ölçümleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (Student t-test, p<0.001, Wilcoxon signed-rank test, p<0.05). Dinamik MRG incelemesinin özellikle SSM etiyolojisinin dinamik nedenlerini görüntülemede yardımcı olduğu saptanmıştır. Rutin röntgenlerde olguların %25.6’sında instabiliteden şüphelenilirken, dinamik MRG tetkikleri sonrasında olguların %54.3’ünde instabilite saptandı. Özellikle hiperekstansiyonda retrolistezisin, hiperfleksiyonda ise segmental aşırı hareketin ortaya çıktığı görülmüştür. Sonuç: Fleksiyon ve ekstansiyon sırasında çekilen sagittal ve aksiyal dinamik MR görüntülerinin yanı sıra transvers alan ölçümleri arasında korelasyon kurulmalı ve cerrahi planlama buna göre yapılmalıdır. Omurilik hastalıklarında en önemli prognostik göstergeler olan kord basısı ve kordun enlemesine alanı ile omurilik alanı ve subaraknoid boşluktaki değişiklikler, MR görüntülerinin dinamik aksiyal kesitleri ile saptanabilmektedir. Dinamik MR görüntüleri, servikal spondilotik miyelopatinin cerrahi tedavisine ilişkin karar verme sürecinde yardımcı olabilir.