Ayşe Kürklü, Serdar Özer, Hatice Gül Öztaş, Aysel Bülez
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2025;1(2):49-55
Makale Geçmişi Geliş: 12.04.2025 Kabul: 10.08.2025 Yayınlanma: 25.08.2025 Giriş : Günümüzde sezaryenin bir doğum şekli olarak tercih edilme oranlarının artması sağlık sistemi ve gelecek nesiller için sorun olmaya başlamıştır. İlk doğumunu sezaryen doğum yapan kadınların sonraki doğum tercihlerinin ne olması gerektiği konusu gebe kadınl ar ve kadın doğum klinisyenleri açısından sorun olmaya devam etmektedir. Sezaryen sonrası vajinal doğum (SSVD), daha önce sezaryen ile doğum yapan kadınlar için bir alternatiftir. SSVD yapan kadınlarla yapılan çalışmalar incelendiğinde daha hızlı iyileşme süreci geçirdikleri, daha az cerrahi operasyona maruz kaldıkları, hastanede kalma süresinde azalma, diğer gebelikler için daha güvenilir bir doğum yapma, anne -bebek bağının daha güçlü olması, pozitif bir doğum deneyimi yaşama ve sezaryen doğum oranlarını a zaltma gibi faydaları vardır. Bununla birlikte nadir olarak SSVD ile doğum yapan kadınlarda uterus rüptürü başlıca görülen komplikasyon arasında yer alsa da, maternal ve fetal morbidite ve mortalite oranlarını arttırdığına yönelik veriler bulunmamaktadır . Vaka Sunumu: Bu makalede daha önce üç kez sezaryen olmuş dördüncü ve son doğumunu komplikasyonsuz vajinal doğum ile gerçekleştiren SSVD vakasına ait bilgiler i aktarılmıştır. 25 yaşındaki gebe kadın doğumun ikinci evresinde Necip Fazıl Şehir Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine 112 acil ekipleri aracılığıyla başvurmuştur. Aktif travayda olan gebe kadın ebe ve hekim eşliğinde müdahalesiz vajina l yolla doğumunu gerçekleştirmiştir. Doğum komplikasyonsuz gerç ekleşmiş ve canlı 3440 gram bir kız bebek dünyaya gelmiştir. Lohusa ve yenidoğan sağlık bakanlığı ve kurum politikaları gereğince 24.saatinde bütün kontrolleri yapıldıktan sonra taburcu edilmiş tir. Sonuç ve Öneriler: Maternal ve fetal komplikasyonların SSVD dışındaki doğumlarda da meydana gelmesi muhtemeldir. Kadın doğum klinisyenleri gebenin sağlık durumunu da göz önünde bulundurarak ebeler ile birlikte bireyselleştirilmiş ve bütüncül bir bak ımla SSVD'yi önermeli ve teşvik etmelidir .