SGLT2 İNHİBİTÖRLERİNİN MASLD VE ORTA-İLERİ DÜZEYDE FİBROZİS RİSKİ OLAN TİP 2 DİYABETLİ HASTALARDA KARACİĞER SERTLİĞİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Utku SOYALTIN, Nurana ALIYEVA, Cem BALTA, Tuğba ÇELEBİ, Ilgın Yıldırım ŞİMŞİR

Ege Journal of Medicine - 2026;65(2):295-304

Department of Internal Medicine, Division of Endocrinology and Metabolism Disorders, Faculty of Medicine, Ege University, Izmir-Türkiye

 

Amaç: Tip 2 diyabetes mellitus (T2DM) ve metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı (MASLD) bulunan, orta -ileri fibrozis riski taşıyan hastalarda tedavi seçenekleri sınırlıdır. Bu çalışmada, orta-ileri fibrozis riski taşıyan yüksek riskli T2DM ve MASLD popülasyonunda SGLT2 inhibitörlerinin (SGLT2i) karaciğer sertliği üzerindeki etkileri diğer antidiyabetik ajanlarla karşılaştırıldı. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya, titreşim kontrollü geçici elastografi (VCTE) ile ölçülen başlangıç karaciğer sertliği >=8 kPa olan T2DM ve MASLD tanılı 37 hasta dâhil edildi. Yirmi bir hasta empagliflozin, 16 hasta ise diğer antidiyabetik ajanları (DPP -4 inhibitörleri, sülfonilüre veya insülin) kullandı. Birincil sonlanım noktası karaciğer sertliği olup vücut kitle indeksi (VKİ), HbA1c ve FIB -4 değerleri başlangıçta ve 24. haftada değerlendirildi. Bulgular: Karaciğer sertliği her iki grupta anlamlı olarak azaldı (SGLT2i: 11.16->7.47 kPa, p<0.001; kontrol: 11.05->8.56 kPa, p=0.004) ve gruplar arasında azalma miktarı açısından anlamlı fark saptanmadı. FIB -4 her iki grupta azaldı; azalma SGLT2i grubunda daha belirgindi (p=0.005). Kontrol grubunda karaciğer sertliği değişimi HbA1c değişimi ile ilişkiliydi (r=0.341, p=0.039), SGLT2i grubunda ise bu ilişki gözlenmedi. Sonuç: Başlangıç karaciğer sertliği >=8 kPa olan bu retrospektif kohortta, 24 haftada her iki tedavi stratejisiyle karaciğer sertliğinde anlamlı azalma izlendi ve gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Glisemik iyileşme ile karaciğer sertliği değişimi arasındaki ilişkinin yalnızca kontrol grubunda görülmesi, tedavi grupları arasında karaciğer sertliği değişiminin klinik belirleyicilerinin farklı olabileceğine işaret eden hipotez oluşturucu bir bulgudur.