SIÇAN MODELİNDE TEK AKCİĞER VENTİLASYONUNA BAĞLI AKCİĞER HASARINDA KURKUMİNİN ETKİLERİ

Dilara TÜFEK ÖZTAN, Serdar EKEMEN

Osmangazi Tıp Dergisi - 2026;48(3):524-532

Antalya Health Practice and Research Center, Department of Anesthesiology, Intensive Care Unit, Antalya, Türkiye

 

Tek akciğer ventilasyonu (TAV), göğüs cerrahisinde rutin olarak kullanılan bir yöntem olup, kollabe akciğerin yeniden ekspansiyonu ile birlikte bölgesel iskemi ve ardından reperfüzyona neden olarak oksidatif stres, inflamasyon, vasküler kaçak ve doku hasarına yol açar. Antioksidan ve antiinflamatuvar özelliklere sahip bir polifenol olan kurkumin, iskemi-reperfüzyon (İ/R) modellerinde koruyucu etkiler göstermiştir; ancak TAV'ye bağlı akciğer hasarındaki rolü net olarak ortaya konulamamıştır. Bu çalışmada, sıçan TAV modelinde kurkuminin pulmoner I/R hasarının biyokimyasal ve histopatolojik belirteçler üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Otuz erkek Sprague-Dawley sıçan; Kontrol, dimethyl sulfoxide (DMSO) ve curkumin gruplarına randomize edildi (her grupta n=10). Sol akciğer ventilasyonu sağlanarak sağ akciğerde 60 dakika süreyle iskemi oluşturuldu ve ardından iki akciğer ventilasyonu ile 30 dakikalık reperfüzyon sağlandı. Akciğer doku örnekleri, iskemi ve reperfüzyon sonrası alındı. Malondialdehit (MDA), süperoksit dismutaz (SOD) ve tümör nekroz faktör-alfa (TNF-alpha) düzeyleri ölçüldü ve histopatolojik hasar yarı kantitatif olarak skorlandı. Biyokimyasal belirteçler açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Buna karşılık, histopatolojik hasar Kontrol grubunda hem Kurkumin hem de DMSO gruplarına kıyasla anlamlı derecede daha yüksekti (tümü için p<0,0001) ve bu iki grup arasında fark bulunmadı. Grup içi zamansal değişiklikler minimaldi. Kurkumin uygulaması, biyokimyasal düzelme olmaksizin histopatolojik akciğer hasarında azalma ile ilişkili bulundu. Ancak DMSO taşıyıcı grubunda da benzer bulguların gözlenmesi, kurkuminin bağımsız etkisinin net olarak ayırt edilemediğini göstermektedir. Kurkuminin özgül etkisinin belirlenebilmesi için, alternatif çözücülerin kullanıldığı, dozlamaların optimize edildiği ve daha uzun reperfüzyon sürelerini içeren ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.