Emre Nuri İğde, Neslihan Genç, Ramazan Akçan, Aysun Balseven Odabaşı
Adli Tıp Bülteni - 2025;30(3):289-294
Bireysel kredilerle ilişkili hayat sigortası ülkemizde en sık kullanılan sigorta türlerindendir. Sözleşme düzenlenirken sigortacının aydınlatma yükümlülüğü ve sigortalının ise beyan yükümlülüğü söz konusudur. Ölüm sonrası, bildirilmeyen hastalıklar nedeniyle beyan yükümlülüğüne ilişkin uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır. Bu durumda, mahkemeler adli tıp uzmanlarından bildirilmeyen hastalık ile ölüm arasındaki illiyet bağını değerlendirmelerini talep etmektedir. Çalışmamızda, otopsi yapılmamış olgularda ölüm nedeninin belirlenmesi ve hastalık ile ölüm arasındaki illiyet bağının değerlendirilmesine yönelik kriterlerin tartışılması amaçlanmıştır. Çalışmamızda 47 ile 69 yaşları arasında 4 olgu değerlendirilmiştir. İki olguda bildirilmeyen hastalıkla ölüm arasında illiyet bağının olduğu değerlendirilirken, bir olguda illiyet bağının tıbben bilinemeyeceği belirtilmiştir. Diğer olguda bildirilmediği belirtilen hastalığın, sözleşme sırasında beyan edilen hastalığın komplikasyonu olduğundan kişinin ayrıca bu hastalığı bildirmesine gerek olmadığı ifade edilmiştir. Adli tıp uzmanları, otopsi yapılmamış olgularda ölen kişinin tıbbi özgeçmişi, aile öyküsü, ölüm öncesi tıbbi bulguları ve semptomlarıyla birlikte ölüm bildirim sistemi formunu değerlendirerek sigorta hukuku kapsamında bildirilmeyen hastalık ile ölüm arasında illiyet bağını, tıbbi kanıt düzeyiyle birlikte değerlendirmelidir.