DİLEK TUNA CESİM, MURAT KORKMAZ HAYRETTİN GÜMÜŞDAĞ GÖKŞEN ARAS
Uluslararası Aile Çocuk Ve Eğitim Dergisi - 2013;1(1):55-74
Bu çalışma Ankara ili içerisinde bulunan 4 ilköğretim okulunda okuyan 156 kız ve erkek öğrenciye yönelik uygulamalı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma yaklaşık olarak 5 ay sürmüştür. Araştırmanın yapılacağı okul ve öğrencileri için Ankara il milli eğitim müdürlüğünden izin alınarak uygulama yapılmıştır. Uygulamada kullanılan anket daha önce kullanılmış ve güvenirliliği sağlanmış bir anket olup, anket üzerinde bazı değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sırasında araştırmaya destek olması ve daha güvenilir bir uygulama gerçekleşmesi açısından 1 sosyal uzman, 1 okul öncesi uzman, 1 psikolog ve birde sınıf öğretmeninden oluşan grup ile çalışma yapılmıştır. Ayrıca araştırma konusunda 6 farklı alandan uzman görüşü alınmıştır. Yapılan araştırma ilköğretim 9-10-11 ve 12 nci sınıf öğrencilerine yönelik yapılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen veriler SPSS 20 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Analiz öncesinde uygulamanın güvenilir olup olmadığının saptanması amacıyla güvenirlilik analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda alfa değeri olarak 0.893 kat sayısı elde edilmiştir. Elde edilen kat sayı çalışmanın oldukça güvenilir olduğunu göstermektedir. Ayrıca uygulamada frekans tabloları, betimleyici istatistikler, bağımsız örneklem, t testi, pearson korelasyon analizi, tek yönlü varyan analizi ve Tukey testlerinden de faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda; katılımcıların 10 ve 12 nci sınıf öğrencilerinin çalışma esnasında not tutma, dersi dinleme ve sınava hazırlanma konularında yargıcı oldukları, 9 ile 11 nci sınıf öğrencilerinin ise bu yönde daha az yargıcı olduğu görülmüştür. Yine katılımcıların çalışma tercihleri ile hangi dersi ya da kounyu nasıl çalışacağına ilişkin bilinçlilik seviyelerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Sınavlarda başarı durumunun düşük olmasına ilişkin kaygı düzeyinin her dört sınıfta da aynı seviyede ve yüksek derecede olduğu da dikkat çeken hususlar arasında yer almaktadır. Katılımcıların yaş oranı yükseldikçe kaygı düzeyinin azaldığı yaş seviyesinin düştüğünde ise kaygı seviyesinin yükseldiği de saptanan sonuçlar arasındadır.