SİSTEM BİYOLOJİSİ VE MOLEKÜLER YERLEŞTİRME YAKLAŞIMI YOLUYLA FDA ONAYLI İLAÇLAR ARASINDA LEİSHMANİA MAJOR’A KARŞI YENİ PİRUVAT KİNAZ İNHİBİTÖRLERİNİN KEŞFİ

NASRİN AMIRI DASHATAN, MOSTAFA REZAEI TAVIRANI, MOHAMMAD MEHDİ RANJBAR, MEHDİ KOUSHKI, SEYED DAWOOD MOUSAVI NASAB, NAYEBALİ AHMADI

Turkish Journal of Pharmaceutical Sciences - 2021;18(6):710-717

Shahid Beheshti University of Medical Sciences, Faculty of Paramedical Sciences, Proteomics Research Center, Tehran, Iran

 

Amaç: Leishmaniasis, herhangi bir etkili tedavi stratejisi olmadan dünya çapında bir hastalık yüküne neden olan ihmal edilmiş paraziter hastalıkların yaygın formlarından biridir. Mevcut ilaçların çoğu toksik yan etkilere sahip olduğundan ve ilaca dirençli suşlar ortaya çıktığından, hastalığın kontrolü şu anda kemoterapiye dayanmaktadır. Bu nedenle, leishmaniasis hastalarını tedavi etmek için yeni terapötik stratejilerin geliştirilmesi bir öncelik haline gelmiştir. İlaç keşfinde ilk adım, sistem biyolojisi gibi yöntemlerle etkili bir ilaç hedefi belirlemektir. Protein kinazlar, farklı hastalıklar için umut verici bir ilaç hedefidir. Leishmania türlerinde fonksiyonel bir krebs döngüsü olmaması nedeniyle, ATP üretiminin tek kaynağı olarak glikoliz kullanırlar. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, leishmania piruvat kinaz proteinine karşı Gıda ve İlaç İdaresi onaylı bileşikleri keşfetmeyi amaçlamıştır. Yaklaşım, nicel proteomikler, protein etkileşim ağları ve yeni ilaç hedeflerini ve güçlü inhibitörleri tespit etmek için yerleştirmeyi içermiştir. Bulgular: Protein ağı analizine dayalı olarak potansiyel ilaç hedefi olarak piruvat kinaz belirlenmiştir. Docking çalışmaları, L. major’a karşı potansiyel kemoterapötik ajanlar olarak sırasıyla -10,4 ve -10,3 kcal/mol’lük yüksek bağlanma enerjilerine sahip trametinib ve irinotekanı önermiştir. Sonuç: Bu çalışma, yeni anti-leishmanial ilaçları tanımlamak için protein ağı analizini ve moleküler yerleştirmeyi entegre etmenin önemini göstermiştir. Bu potansiyel inhibitörler, leishmaniasis tedavisinde alternatif bir kemoterapi olarak potansiyellerini belirlemek için in vitro ve in vivo olarak test edilmesi gereken yeni ilaç adaylarını oluşturmaktadır.