Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

SIYATİK SİNİR YARALANMASI OLAN HASTALARDA FİZİYOTERAPİNİN ETKİNLİĞİNİN KLİNİK VE ELEKTROFİZYOLOJİK OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

Gülseren DEMİR KARAKILIÇ, Güven ARSLAN

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bilimleri Dergisi - 2026;29(1):59-65

Yozgat Bozok University Faculty of Medicine, Department of Physical Medicine and Rehabilitation, Yozgat, Türkiye

 

Amaç: Bu çalışmanın amacı, siyatik sinir yaralanması (SNY) tanısı alan hastalarda fizyoterapi sonrasındaki klinik ve elektrofizyolojik değişimleri değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Ocak 2021-Haziran 2023 tarihleri arasında Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesinde siyatik sinir lezyonu tanısıyla fizik tedavi uygulanan hastalar tarandı. Tedavi öncesi ve sonrasındaki elektromiyografi (ENMG) sonuçları bulunan 40 hasta çalışmaya dâhil edildi. ENMG bulguları ve Fonksiyonel Ambulasyon Skalası (FAS) skorları fizyoterapi öncesi ve sonrasındaki karşılaştırıldı. Fizyoterapi protokolü; nöromusküler elektriksel stimülasyon (NMES), manuel terapi teknikleri (yumuşak doku, eklem ve sinir mobilizasyonu) ile germe ve güçlendirme egzersizlerini içermekteydi. Bulgular: Çalışmaya toplam 40 hasta dâhil edildi. Ortalama fizyoterapi seans sayısı 25,75 (5,06) idi. Fizyoterapi sonrasındaki 24 hastanın (%60) ayak dorsifleksör bandı (foot-up ayak-ayak bileği ortezi) kullanımına devam ettiği belirlendi ve FAS skorlarının tedavi öncesinde 2-3 düzeyinden tedavi sonrasındaki 4-5 düzeyine yükseldiği görüldü. Tedavi öncesi ve sonrasındaki ENMG'de tibial, fibular ve sural sinirler incelendi. Tedavi sonrasındaki tibial ve fibular sinirlerin motor amplitüdlerinde anlamlı değişiklikler saptanırken, sural sinirde anlamlı bir iyileştirme gözlenmedi (p<0,001). Bu değişiklikler istatistiksel olarak anlamlı olmakla birlikte, kontrol grubunun bulunmaması nedeniyle dikkatle yorumlanmalıdır. Sonuç: Fizyoterapi SNY'de sık kullanılmalarına rağmen, etkinliğini objektif olarak değerlendiren yeterli sayıda çalışma bulunmamaktadır. Bu retrospektif çalışmada fizyoterapi sonrasındaki klinik ve elektrofizyolojik parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı değişiklikler gösterilmiştir; ancak kontrol grubunun olmayışı nedeniyle bu değişiklikler doğrudan fizyoterapiye atfedilemez.