Sıla ÖZKAL, Begüm TAHHAN, Çağan KAPLAN, Yıldırım ADALIOĞLU, Aslı Ceren HINÇ, Furkan YAZICI, Yiğit ERDOĞAN, Ali Saffet GÖNÜL
Nöropsikiyatri Arşivi - 2026;63(1):535-540
Giriş ve Amaç: Birden çok çalışmadan elde edilen verilerin birleştirildiği meta-analizler istatistiksel gücü yükseltse de, çalışma tasarımlarındaki, katılımcı özelliklerindeki ve sonuç ölçütlerindeki farklılıklar heterojenliğe yol açabilir. Bu nedenle, meta-analiz bulgularının bağımsız ve daha küçük, tek merkezli örneklemlerle doğrulanması faydalı olabilir. Bu araştırma, geniş ölçekli çok merkezli bir meta-analizin sonuçlarını tek merkezden elde edilen bir kohortla yeniden değerlendirip genişleterek, şizofreni hastalarında subkortikal yapıların şekil özelliklerini incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: 57 hasta ve 37 kontrolden elde edilen MRG görüntüleri ENIGMA şekil analizi protokolü kullanılarak, FreeSurfer yazılımı ile incelenmiştir. Bulgular: Kontrollere kıyasla şizofreni grubunda sol hipokampus, bilateral talamus, bilateral akumbens ve sağ amigdala yüzeyinde kontraksiyon; bilateral putamen, sol kaudat ve bilateral pallidumda ise yüzey genişlemesi saptandı; sağ kaudatta hem genişleme hem kontraksiyon görüldü. Kalınlık ölçümlerinde bilateral hipokampus, bilateral talamus, bilateral akumbens ve sağ amigdalada incelme; sağ pallidumda kalınlaşma gözlendi; kaudat, putamen ve sol pallidumda iki yönlü (hem artış hem azalış) kalınlık değişiklikleri mevcuttu. Antipsikotik ilaç dozunun şekil ölçümleri üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Özellikle, çalışmamızda elde edilen etki büyüklükleri önceki çok merkezli çalışmalarda bildirilenlerden daha yüksek bulunmuştur. Gözlenen bu etki büyüklükleri, meta-analizdeki hasta popülasyonlarıyla karşılaştırıldığında tek merkezimizdeki hastalarda daha yüksek klinik şiddet bulunması ya da görece daha küçük örneklem büyüklüğüne bağlı olarak ortaya çıkan daha yüksek örnekleme değişkenliğine bağlanabilir. Sonuç: Sonuç olarak, bu bulgular şizofreni nöroanatomisini anlamada şekil temelli analizlerin yararını vurgulamakta, çalışma örnekleminin klinik özelliklerinin dikkate alınmasının önemini göstermekle birlikte özellikle daha yüksek klinik şiddete sahip, büyük konsorsiyumlarda temsil edilmeyen kohortlar için tek merkezli doğrulamanın önemine dikkat çekmektedir.