HÜSEYİN SİCİM, ALİ FEDAKAR
Journal of Cardio-Vascular-Thoracic Anaesthesia and Intensive Care Society - 2022;28(3):276-281
Amaç: Minimal invaziv koroner baypas cerrahisi, çift lümenli endotrakeal tüp yardımıyla tek akciğer ventilasyonuna bağlı olarak oluşabilecek pulmoner komplikasyon riskini ortaya çıkarabilir. Çalışmada, klinik tecrübe olarak postoperatif sürekli pozitif hava yolu basıncı (CPAP) uygulamasının sonuçlarının sunulması amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmada, kliniğimizde sol anterior torakotomi ile minimal invaziv çok damarlı baypas operasyonu uygulanan ve postoperatif dönemde CPAP tedavisi uygulanan toplam 24 hasta retrospektif olarak incelendi. Hastaların 16’sı erkek, 8’i kadındı. Yaş aralıkları 46 ile 78 yıl arasında olup ortalama yaş 61,2±24 yıl idi. Hastalar atelektazi, plevral efüzyon, pnömoni, parsiyel oksijen basıncı düşüşü ve künt kostodiyafragmatik sinüs gibi pulmoner komplikasyonlar açısından değerlendirildi. BULGULAR: Ameliyat sonrası erken dönemde akciğer grafisinde atelektazi alanları olan iki hastamızda CPAP sonrası taburculuk aşamasında herhangi bir müdahaleye gerek kalmadan sinüs kostodiyafragmatikusun (SKD) hafif küntleşmesi ile düzelme görüldü. Postoperatif dönemde pnömoni tablosu gelişmedi. Satürasyonu düşük ve parsiyel oksijen basıncı olan iki hastamız CPAP desteği sonrası oda havasında yeterli oksijen değerlerine ulaştı. Hiçbir hastada torasentez gerektiren plevral efüzyon saptanmadı. Genel olarak, farklı bir komplikasyon gözlenmedi. Postoperatif dönemde hastalarımız 5-7 gün arasında taburcu edildi. SONUÇ: Minimal invaziv koroner revaskülarizasyon giderek daha popüler hale gelen bir yöntemdir. Ancak yöntemin teknik zorlukları ve tek akciğer ventilasyonu ile artan riskler vardır. Mortalite ve morbiditede önemli rol oynayan pulmoner komplikasyonlar özellikle önemlidir. Kendi klinik tecrübelerimiz olarak postoperatif CPAP uygulamasının faydalı olduğunu gözlemledik.