KANİ GEMİCİ, AYSEL AYDIN KADERLİ, BÜLENT ÖZDEMİR, İBRAHİM BARAN, SÜMEYYE GÜLLÜLÜ, DİLEK YEŞİLBURSA, O AKIN SERDAR, ALİ AYDINLAR, A RIZA KAZAZOĞLU, ETHEM KUMBAY, JALE CORDAN
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2004;30(2):67-70
Sol ventrikül anevrizması (SVA), akut miyokard infarktüsü (Mİ) sonrası mortalite için, ejeksiyon fraksiyonundan bağımsız bir risk faktörüdür. Çalışmanın amacı, kateter laboratuvarında SVA saptanan olgularda, koroner arter hastalığının yaygınlığı ve kollateral dolaşımı değerlendirmektir. Çalışmaya, koroner anjiyografi uygulanarak SVA saptanan 802 olgu alındı. Olgular, SVA yerleşimi, tutulan damar sayısı, koroner arter hastalığının ağırlığı, kollateral dolaşım (Rentrop grade 0, 1, 2 grup I, grade 3 grup II) değerlendirilerek sınıflandırıldı. Anevrizma olguların % 63'ünde apikal, anterolateral ve septal bölgede, % 37'sinde ise posterobazal, inferior ve lateral bölgede yerleşmişti. Olguların % 50'sinde tek damar, % 32'sinde iki damar, % 18'inde üç damar hastalığı mevcuttu. Sol ön inen arter lezyonlarının % 46'sı tam tıkalı, kollateral akım açısından % 68'i grup I'deydi. Sirkumfleks lezyonlarının % 33'ü tam tıkalı, % 66'sı grup I'de, sağ koroner arter lezyonlarının % 47'si tam tıkalı, % 60'ı grup I'deydi. Tam tıkalı lezyonlarda kollateral dolaşım yetersiz olarak değerlendirildi (p<0.05). Sonuç olarak tek damar tutulumu ve yetersiz kollateral dolaşımın sadece anterior değil, tüm bölgelerde yerleşen anevrizmalarla ilişkili olduğu söylenebilir.