Özlem Gökçe, Eda Alp, Onur Özalp, Gamze Danacı, Alper Gündüz, Özlem Altuntaş-Aydın, Meliha Meriç Koç, Nuran Karabulut, Sema Alaçam, Selda Kömeç
Klimik Dergisi - 2025;38(4):217-220
Amaç: Kızamık, kızamık virusunun neden olduğu, oldukça bulaşıcı ve aşıyla önlenebilir bir hastalıktır. Son yıllarda ülkemizde olgu sayılarında belirgin bir artış görülmüştür. Bu çalışmada, 2022-2023 yılları arasında hastanemizde izlenen erişkin kızamık olgularının epidemiyolojik ve klinik özelliklerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntemler: Bu retrospektif, kesitsel çalışmaya, Ocak 2022-Eylül 2023 tarihleri arasında kızamık tanısı ile izlenen, 18 yaş ve üzeri erişkin hastalar dahil edildi. Tanı, kızamık immünoglobulin M (IgM) ve/veya kızamık polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) testleri ile doğrulanmıştı. Hastaların sosyodemografik özellikleri, klinik semptom ve bulguları, laboratuvar parametreleri [hemogram, aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT), laktat dehidrogenaz (LDH) ve C-reaktif protein (CRP)] ve akciğer grafileri incelendi. Veriler hastane bilgi yönetim sisteminden elde edildi. Tanımlayıcı istatistikler (ortalama, standart sapma ve yüzde) kullanıldı; kategorik değişkenler frekans (n) ve yüzde (%) olarak özetlendi. Bulgular: Çalışmaya 162 erişkin olgu dahil edildi. İlk iki olgu 2022'de, kalanlar 2023'te tespit edilmiş ve olgu sayısı Mayıs 2023'te en yüksek düzeye ulaşmıştı. Bu tarihten sonra başvurular giderek azalmıştı. Olguların 98'i (%60) kadındı ve bunların 5'i (%5) gebeydi. Yaş ortalaması 27 yıl (18-51) idi; 12 (%7.0) olgu yabancı uyrukluydu. Olguların yalnızca 17'sinde (%10.5) tam doz kızamık aşısı öyküsü vardı. En sık görülen semptomlar döküntü (%100), ateş (%81) ve öksürüktü (%65). Olguların 126'sında (%78) kızamık IgM pozitifti; IgM negatif olan 36 olgunun tamamında PCR sonucu pozitifti. Laboratuvar incelemelerinde 86 (%53) olguda serum aminotransferaz yüksekliği, 30 (%18.5) olguda lökopeni, 46 (%28) olguda trombositopeni saptanmıştı. Hastanede yatırılarak izlenen olgu sayısı 13 (%8.0) idi; tüm yatan olgularda destek tedavisiyle klinik iyileşme sağlanmış olup mortalite gelişmemişti. Sonuç: Kızamık olgularındaki hızlı artış bize toplumsal bağışıklık oranlarının azaldığını ve bu konuda acil önlemler alınması gerektiğini göstermektedir. Döküntü ve ateş şikâyeti olan hastalarda kızamık ayırıcı tanısının yapılması; serolojik testlerin ve PCR'nin kullanılması, olguların Halk Sağlığı birimlerine bildirilmesi ve izolasyon önlemlerinin uygulanması yeni salgınların önlenmesinde kritik öneme sahiptir.