Mustafa TOKER, Nurdan PÜR
Süleyman Demirel Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi - 2026;17(1):167-182
Amaç: 1981 -2025 yılları arasında yayımlanan spinal enfeksiyon literatüründe küresel araştırma eğilimlerini, tematik evrimi, etkili yayınları ve ülke ile kurum düzeyindeki üretkenliği değerlendirmek. Gereç ve Yöntem: Yayınlar Web of Science Core Collection (SCI -E ve ESCI) veritabanında başlık temelli (TI) arama stratejisi kullanılarak belirlendi. Yıllık yayın eğilimleri, ülkelerin ve kurumların katkıları, araştırma alanları ve en çok atıf alan ilk 100 makalenin tematik sınıflandırması analiz edildi. Tanımlayıcı bibliyometrik analizler standart araçlarla görselleştirildi ve alanın entelektüel yapısı ile zamansal evrimini incelemek amacıyla ağ tabanlı haritalama yapıldı. Yüksek etkili çalışmalar içerik ve tematik odak açısından ayrıca değerlendirildi. Bulgular: Toplam 2.174 makale dahil edilme kriterlerini karşıladı. Yayın sayısı 2000 sonrası ve özellikle 2015'ten sonra belirgin artış gösterdi. Amerika Birleşik Devletleri en üretken ülke (596 makale, %27), University of California System ise en üretken kurumdu. Spine (n=156) ve European Spine Journal (n=111) en sık yayın yapılan dergilerdi. Makaleler ağırlıklı olarak ortopedi, beyin cerrahisi/nöroloji ve enfeksiyon hastalıkları alanlarında sınıflandırıldı. İlk 100 analizinde postoperatif enfeksiyonlar, risk faktörleri, spinal epidural apseler ve kılavuz niteliğindeki çalışmalar öne çıktı. Tematik evrim 1980 -2000 döneminde patojen odaklı çalışmalardan (tüberküloz, bruselloz), 2000 -2010'da postoperatif enfeksiyonlara ve 2010 sonrası minimal invaziv cerrahi, antibiyotik stratejileri ve fonksiyonel sonuçlara doğru bir geçiş göstermiştir. Sonuç: Son 45 yılda literatür küçük olgu serilerinden cerrahi komplikasyonlar, minimal invaziv teknikler ve fonksiyonel sonuçlara odaklanan çalışmalara evrilmiştir. Araştırma üretimi ABD ve Doğu Asya'da yoğunlaşmakla birlikte Türkiye özellikle tüberküloz ve brusellar spondilodiskit alanında önemli katkılar sunmuştur. Gelecekte minimal invaziv cerrahinin uzun dönem sonuçlarına ve antibiyotik ile implant koruyucu stratejilerin optimizasyonuna odaklanılmalıdır.