SPONTAN REKTUS KILIF HEMATOMU OLAN HASTALARDA GİRİŞİMSEL TEDAVİ GEREKSİNİMİ VE MORTALİTEYİ ÖNGÖREN FAKTÖRLER

Süleyman Utku ÇELİK, Mehmet Mert DEMİRCİOĞLU, Yasin GÜLAP, Mehmet Bahadır DEMİR, Güneş Görgülüer BATUR, Emre ALP, Sacit Altuğ KESİKLİ

Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - 2026;32(9):1053-1060

Department of General Surgery, Ankara University School of Medicine, Ankara-Türkiye

 

AMAÇ: Spontan rektus kılıf hematomu (RKH), özellikle yaşlı ve antikoagülan tedavi alan hastalarda akut karın ağrısının potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir nedenidir. Olguların çoğu konservatif olarak yönetilmekle birlikte, anlamlı bir kısmında girişimsel işlemler gerekebilmekte, bazı hastalarda ise mortal seyir izlenmektedir. Bu çalışmanın amacı, spontan RKH hastalarında girişimsel işlem gereksinimini ve 90 günlük mortaliteyi öngören belirteçleri tanımlamaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu retrospektif çalışmaya, Ocak 2017 ile Aralık 2023 tarihleri arasında üçüncü basamak bir merkezde spontan RKH tanısı almış ardışık erişkin hastalar dahil edildi. Klinik, laboratuvar ve görüntüleme verileri toplandı. Girişimsel radyoloji tedavisi gereksinimini ve 90 günlük tüm nedenlere bağlı mortaliteyi öngören bağımsız değişkenleri belirlemek amacıyla çok değişkenli lojistik regresyon analizi uygulandı. BULGULAR: Çalışmaya alınan 59 hastanın medyan yaşı 72 idi ve %77.9'u kadındı. Vakaların %27.1'ine girişimsel radyoloji işlemi uygulandı ve 90 günlük mortalite oranı %22.0 olarak saptandı. Hematom hacmi, girişim gereksinimi ile bağımsız olarak ilişkili bulundu (OR: 1.002; p=0.004). Bilgisayarlı tomografi anjiyografi yapılan alt grup hastalarında (n=36), kontrast ekstravazasyonu da anlamlı bir öngörücüydü (OR: 17.460; p=0.009). Doksan günlük mortalitenin bağımsız öngörücüleri ise ileri yaş (OR: 1.088; p=0.045) ve hemoglobin düşüşü (OR: 1.086; p=0.008) olarak belirlendi. SONUÇ: Hematom hacmi ve kontrast ekstravazasyonu, girişimsel tedavi gereksiniminin anlamlı öngörücüleridir. İleri yaş ve hemoglobin düşüşü ise 90 günlük mortaliteyi öngörmektedir. Bu bulgular, erken risk sınıflandırması için objektif radyolojik ve laboratuvar parametrelerinin kullanılmasını desteklemektedir. Bu yüksek riskli hasta grubunda standart yönetim stratejilerine yön vermek amacıyla prospektif, çok merkezli doğrulama çalışmalarına ihtiyaç vardır.