İSMAİL ERDEN, EMİNE ÇAKCAK ERDEN, SERHAT BAHADIR SÖZEN, OSMAN KAYAPINAR, SABRİ ONUR ÇAĞLAR, CENGİZ BAŞAR
Düzce Tıp Fakültesi Dergisi - 2010;12(3):40-44
Perkütan koroner girişimlerde, sorumlu arterin açılmasına rağmen, miyokardial perfüzyonun sağlanamaması “no-reflow” fenomeni olarak tanımlanır. Adenin nükleotit metabolitlerinden biri olan ürik asidin hem iskemi sırasında, hem de reperfüzyon sırasında iskemik dokulardan salındığı gösterilmiş ve iskemik hasar ile reperfüzyon hasarında rol oynayabileceği düşünülmüştür. Biz çalışmamızda ST elevasyonlu akut miyokard infarktüsü tanısı alıp, primer perkütan girişim uygulanan hastalarımızda, işlem sonrası anjiyografik olarak no-reflow fenomeni gelişen ve gelişmeyen gruplarda ürik asit değerlerini karşılaştırdık. Çalışmaya 47 hasta alındı. Olguların hastaneye gelişinde kan örnekleri alınarak ürik asit sayımı yapıldı. Hastalar primer perkütan girişim sonrası Miyokardial Blush Grade (MBG) derecelerine göre iki gruba ayrıldı. Buna göre MBG 0 ve 1 olan olgular no-reflow fenomeni var, MBG 2 ve 3 olan olgular no-reflow fenomeni yok, olarak kabul edildi. İki grup mutlak ürik asit değerleri açısından karşılaştırıldı ve no-reflow fenomeni gözlenen hastaların ürik asit değerleri ortalaması 6,680±1,11 mg/dl iken, no-reflow gözlenmeyen grupta 5,066±0,68 mg/dl idi. İki değer arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. (p<0,013). Ayrıca, no-reflow fenomeni gelişimi ile serum ürik asit düzeyi arasında anlamlı pozitif ilişki bulundu (r=0.598; p<0.025). Çok değişkenli lojistik regresyon analizinde, no-reflow fenomeni ile serum ürik asid düzeyi arasında bağımsız ilişki belirlendi (odds oranı 1.815; %95 güven aralığı 1.098- 1.493; p<0.031). Akut miyokard infarktüslü hastalarda daha yüksek ürik asit değerlerine sahip olmanın, daha sık no-reflow fenomeni gelişimine neden olduğu sonucuna vardık