Okan Oğuzhan OVAZ, Onur Osman ŞEKER, Faruk BOYACI, Berkant ÖZTÜRK
International Journal of Current Medical and Biological Science - 2026;6(2):96-102
Hiperakut stent trombozu, ST -segment elevasyonlu miyokard enfarktüsü (STEMI) ile başvuran hastalarda perkütan koroner girişim (P KG) sonrasında dakikalar içerisinde gelişebilen, nadir ancak yaşamı tehdit eden bir komplikasyondur. Optimal stent implantasyonu ve çift antiplatelet tedaviye rağmen, prosedürel, farmakolojik ve hastaya ait faktörlerin yanı sıra genetik ve metabolik bozukluklara bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Elli dört yaşındaki erkek hasta akut anterior STEMI tanısıyla başvurdu. Koroner anjiyografide sol ön inen arterin proksimal segmentinde total oklüzyon saptandı ve başarılı primer P KG ile stent implantasyonu sonrası koroner kan akımı yeniden sağlandı. İşlemden yaklaşık 15 dakika sonra hastada ventriküler fibrilasyon ve kusma gelişti; bu durum oral antiplatelet tedavinin emiliminde bozulma olabileceğini düşündürdü. Yapılan acil kontrol koroner anjiyografide hiperakut stent trombozu saptandı ve hasta balon anjiyoplasti ile intrakoroner tirofiban uygulamasıyla tedavi edildi. Klinik takip sırasında tekrarlayan hiperakut stent trombozu gelişmesi üzerine ek stent implantasyonu ve sürekli glikoprotein IIb/IIIa inhibitörü infüzyonu uygulandı. İleri laboratuvar incelemelerinde herediter trombofili ve otoimmün hastalıklar dışlandı; ancak homozigot metilentetra hidrofolat redüktaz (MTHFR) C677T mutasyonu ile ilişkili ağır hiperhomosisteinemi tespit edildi. Bunun üzerine hastaya B vitamini replasman tedavisi başlandı.Bu olgu, hiperakut stent trombozunun multifaktöriyel patofizyolojisini vurgulamakta ve MTHFR ilişk ili hiperhomosisteineminin olası katkıda bulunan rolüne dikkat çekmektedir. Altta yatan metabolik bozuklukların erken dönemde tanınması ve B vitamini tedavisinin başlanması, rekürren trombotik olayların azaltılmasına katkı sağlayabilir.