Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

SUBKLAVİYAN ARTER YARALANMALARINDA CERRAHİ YAKLAŞIM: ON YILIK DENEYİMİMİZ

HAKAN POSACIOĞLU, TAHİR YAĞDI, TANZER ÇALKAVUR, YÜKSEL ATAY, UĞUR GÜRCÜN, TAMER BAKALIM, MUSTAFA ÖZBARAN, SUAT BÜKET, ÖNAL BİLKAY

Türk Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Dergisi - 1998;6(1):45-52

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kalp ve Damar Cerrahi Anabilim Dalı

 

Amaç: Çalışmamızda subklaviyan arter yaralanmalarında uyguladığımız cerrahi teknikler ve son on yıldaki sonuçlarımız incelenmiştir. Materyal ve Metod: Kliniğimizde 1987-1997 yılları arasında 15 olgu subklaviyan arter yaralanması nedeniyle opere edilmiştir. Onbir olguda penetran, 4 olguda künt travma mevcut idi. Olgular 3 grupta ele alınmıştır. I. Hemodinamik bulguları stabil olanlar (6 olgu, %40), II. Preşokta olup sistolik kan basıncı 60-80 mm Hg arasında olanlar (5 olgu, %33.3), III. Ağır şokta olan olgular (4 olgu, %26.7). Birinci gruptaki olguların tümüne anjiyografi çekilmiştir. Bu olgularda en sık kullanılan yaklaşım yolu kombine insizyon idi (supra ve infraklavikular insizyon). Diğer iki gruptaki olgular anjiyografi çekilmeden opere edilmiştir. Sağ subklaviyan arter yaralanması olan olgularda median sternotomi ile proksamil kontrol sağlanmıştır. Sol subklaviyan arter yaralanması olan 4 olgunun 3'ünde anterior torakotomi ile bir olguda ise posterolateral toraktomi ile proksimal kontrol sağlanmıştır. On üç olguda arteriyel tamir yapılmıştır. Bulgular: İki olgu intraoperatif dönemde bir olgu postoperatif dönemde kaybedilmiştir. İki olguda üst extremitede parsiyel nörolojik defisit gelişmiştir. Tartışma: Subklaviyan arter yaralamaları nadir görülmekle birlikte yüksek mortalitesi olan yaralanmalardır. Bu nedenle erken ve doğru tanı koymak, hızlı hareket etmek ve tedavide en uygun yaklaşım yolunu seçmek çok önemlidir.