Türk Medline
ADR Yönetimi
ADR Yönetimi

SUPRASPİNATUS TENDONUNUN MOMENT KOLU UZUNLUĞU VE OMUZ ANATOMİK ÖZELLİKLERİNİN OMUZ PATOLOJİLERİ İLE İLİŞKİSİ

İDRİS DEMİRTAŞ, FATİH GÜNAYDIN, ÖNER KILINÇ, BÜLENT SAKARYA

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2025;51(2):271-275

 

Bu çalışmanın amacı; supraspinatus tendonunun moment kolu uzunluğu ile omuz patolojileri arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Kas-tendon moment kolu, bir kasın mekanik avantajını temsil eder ve dengeleyici veya ana taşıyıcı olarak rolünü büyük ölçüde belirler. Bu çalışmada, omuz Manyetik Rezonans görüntüleme kaydı bulunan 83 hastanın biseps ile rotator manşet kaslarının tendinozis ve yırtıkları, akromiyoklavikular eklemde dejenerasyon, kemik kisti gibi patolojiler araştırıldı. Humerus başının en geniş olduğu kesitte başın merkezi işaretlenerek eklem hareket merkezine dik bir çizgi çizilmiş ve bu uzunluk (B) ölçülmüştür. Rotator manşet ayak izinin eklem hareket merkezine uzaklığı (A) hesaplanmış ve ardından bu iki uzunluğun oranı (A/B) belirlenmiştir. Ayrıca, akromiyon sınıflandırılmış ve subakromiyal ile korakohumeral mesafeler ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlara göre, moment kolu uzunluğu oranının (A/B) ortalaması 1,53 ± 0,11, subakromiyal mesafe ortalaması 8,56 ± 1,35 mm ve korakohumeral mesafe ortalaması 8,51 ± 1,51 mm olarak hesaplanmıştır. Moment kolu uzunluğu ile omuz çevresi patolojileri arasında tanımlayıcı, tanı ve tedavi sürecini etkileyebilecek anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Bununla birlikte, Tip 2 ve Tip 3 akromiyonların, Tip 1’e kıyasla daha dar bir subakromiyal mesafe oluşturduğu görülmüştür.Korakohumeral mesafe azaldıkça subskapular tendonda tendinozis ve yırtık görülme sıklığının arttığı, subakromiyal mesafenin azalması ile rotator manşet yırtıklarının görülme sıklığının arttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak moment kolu uzunluğu, rüptür sonrası cerrahi onarımda önemli bir faktör olmasına rağmen, tanı için yol göstericiliği yoktur . Subakromiyal ve korakohumeral mesafeler ile rotator manşet tendon yırtıkları arasındaki ilişki, anatomik daralma ile tendon hasarının birbirini karşılıklı olarak etkileyebileceği çift yönlü bir ilişkiyi yansıtıyor olabilir.