TAKAYASU ARTERİTİ TANISI ALMIŞ GENÇ BİR KADIN: KAPSAMLI BİR OLGU SUNUMU

Ömer Atakan SOĞUR, Dilara BULUT GÖKTEN, Baran Serdar SUNAL, Rıdvan MERCAN

Namık Kemal Medical Journal - 2026;14(3):361-365

Tekirdağ Namık Kemal University Faculty of Medicine, Department of Internal Medicine, Division of Rheumatology, Tekirdağ, Türkiye

 

Takayasu arteriti (TAK), başlıca aorta ve aortanın ana dallarını tutan nadir, kronik bir büyük damar vaskülitidir. Asya toplumlarında daha sık görülmekte olup belirgin coğrafi farklılıklar göstermektedir. Hastalık çoğunlukla kadınları etkiler ve genellikle yaşamın ikinci veya üçüncü dekadında ortaya çıkar. Tanı, özgül olmayan semptomlar ve kesin tanı koydurucu laboratuvar testlerinin bulunmaması nedeniyle güçtür; bu nedenle temel olarak klinik şüphe ve görüntüleme bulgularına dayanır. Takayasu arteriti tanısı için 2022 American College of Rheumatology/European League Against Rheumatism kriterlerine göre hastaların 60 yaşın altında olması ve büyük damar vasküliti ile uyumlu görüntüleme bulgularının bulunması gerekmektedir. Ek klinik ve görüntüleme özellikleri puanlama sistemine katkı sağlar ve toplam puanın 5 veya üzerinde olması tanıyı destekler. Bu olgu sunumunda, daha önce bilinen herhangi bir hastalığı olmayan, tekrarlayan ateş ve kilo kaybı ile başvuran 26 yaşında bir kadın hasta sunulmaktadır. Klinik muayenede kollar arasında nabız ve kan basıncı farkı saptanmış olup bu bulgu vasküler tutulumu düşündürmüştür. Laboratuvar bulgularında eritrosit sedimantasyon hızı (ESR) ve C-reaktif protein (CRP) düzeylerinde yükseklik izlenmiş, bunun dışında ek bir anormallik saptanmamıştır. Bilgisayarlı tomografi (BT) anjiyografide vasküler değişiklik izlenmezken, pozitron emisyon tomografisi (PET)/BT'de sağ subklavian arterde vaskülit ile uyumlu hafif artmış florodeoksiglukoz tutulumu gösterilmiştir. Hastaya TAK tanısı konulmuş ve metotreksat ile kortikosteroid tedavisi başlanmıştır. Tedavi sonucunda enflamatuvar belirteçlerde ve klinik semptomlarda belirgin iyileşme sağlanmıştır. Altıncı ayda hem ESR hem de CRP düzeyleri normale dönmüştür. Bu olgu, tekrarlayan sistemik semptomları olan genç kadın hastalarda akut faz reaktanlarının değerlendirilmesinin, her iki kolda nabız ve kan basıncının karşılaştırılmasının ve TAK tanısının akılda tutulmasının önemini vurgulamaktadır. Görüntüleme tanıda merkezi bir role sahiptir; PET/BT, erken enflamatuvar değişikliklerin saptanmasında BT anjiyografiye kıyasla daha yüksek duyarlılık sağlayabilir. Hastanın izole subklavian arter tutulumu ile tip I TAK olarak sınıflandırılması, Türkiye'de görülen yaygın anjiyografik paternlerle uyumludur. Genel olarak bu olgu, PET/BT'nin tanısal değerini ortaya koymakta ve TAK'ın değişken klinik sunumu konusunda farkındalığın önemini desteklemektedir.