TEK MERKEZ DENEYİMİ: FEOKROMASİTOMA OLGULARININ RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ

MURAT ÇALAPKULU, MUHAMMED ERKAM SENCAR, İLKNUR ÖZTÜRK ÜNSAL, DAVUT SAKIZ, MUSTAFA ÖZBEK, ERMAN ÇAKAL

Kafkas Tıp Bilimleri Dergisi - 2021;11(3):353-359

Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği, Ankara;

 

Amaç: Feokromositomalar kromaffin hücrelerinden kaynaklanan nöroendokrin tümörlerdir. Bu çalışmanın amacı feokromasitoma hastalarının klinik, laboratuvar ve görüntüleme bulgularını gözden geçirmektir. Materyal ve Metot: Araştırmamızda 2009–2019 yılları arasında fe¬okromasitoma tanısı almış 19 olguya ait klinik, laboratuvar ve radyo¬lojik veriler geriye dönük olarak değerlendirilmiştir. BULGULAR: Feokromasitoma tanısı konan 19 hastadan 13’ü ka¬dın, 6’sı erkek olup ortalama yaş 44,1±11,3 yıl olarak saptandı. Hastaların 8 tanesi yeni tanı olmak üzere 18’inde hipertansiyon mevcuttu. Feokromositoma hastalarına eşlik eden hastalıklar in¬celendiğinde, hipertansiyondan sonra en sık tiroid patolojilerinin olduğu bulundu. Tansiyon yüksekliğinden sonra en sık semptom terleme ve baş ağrısı olarak saptandı. Tüm hastalarda vitamin D eksikliği ya da yetersizliği mevcuttu. Hastaların %94,1’inde 24 saatlik idrarda bakılan normetanefrin düzeyi yüksek olarak sap¬tandı. Yerleşim yerleri açısından on birinde sağda, beşinde solda ve üçünde tümör bilateral adrenal yerleşimliydi. Lezyon boyutu %36,8’inde 4 cm’den küçük, %42,1’inde 4–6 cm arasında sapta¬nırken, %21,1’inde 6 cm’den büyük saptandı. SONUÇ: Bu çalışma feokromasitomanın nonspesifik ve değişken bir kliniğinin olduğunu gösterdi. Feokromasitoma şüphesi olan hastalarda özellikle ataklar sırasında tarama testi olarak 24 saatlik idrarda normetanefrin ve metanefrin düzeyleri istenmeli ve görün¬tüleme yöntemleri ile kitle lokalize edildikten sonra cerrahi tedavi uygulanmalıdır.