YUSUF KASAP, MUHAMMED EMİN POLAT, KAZİM CEVİZ, LUTFİ IHSAN BOYACİ, EMRE UZUN, SAMET SENEL, ESİN OLCUCUOGLU
Grand Journal of Urology - 2022;2(3):87-92
Amaç: Yatarak tedavi gören COVID-19 hastalarımız arasında antikoagülan tedavi gören retroperitoneal kanamalı (RPK) hastaların sonuçlarını analiz ve rapor etmeyi amaçladık. Gereçler ve Yöntemler: Mart 2020 ile Mart 2021 tarihleri arasında hastanemizde yoğun bakım veya yoğun bakım dışı servislerde COVID-19 tedavisi sırasında düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH) tedavisi ile antikoagülasyon sağlanan ve RPK gelişen 54 hasta retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik ve klinik verileri analiz edildi, başvuru ve RPK anındaki laboratuvar sonuçları karşılaştırıldı. Hastalar konservatif ve girişimsel tedavi gruplarına ayrıldı. Bu gruplar arasında retroperitoneal hematom boyutu, antikoagülan dozları, eritrosit süspansiyon transfüzyon oranları, hiperinflamasyon sendromu varlığı karşılaştırıldı. Ayrıca tedavi modaliteleri ve mortalite durumu da gösterildi. Hematom boyutu ve eritrosit süspansiyonu transfüzyon oranları karşılaştırıldı, antikoagülan dozu ve yaş ile korelasyonları analiz edildi. BULGULAR: Hastalarda gelişen RPK yönetiminde 48 (%88,9) hastaya konservatif olarak yaklaşıldı, 4 (%7,4) hastaya anjiyoembolizasyon, 2 (%3,7) hastaya laparotomi uygulandı. Mortalite 14 (%25,9) hastada gözlendi. Laboratuvar sonuçlarında RPK sırasında laktat dehidrojenaz, prokalsitonin, interlökin-6 düzeyleri ve lenfosit düzeyleri daha yüksek, hemoglobin düzeyi anlamlı olarak daha düşüktü (sırasıyla p=0,007, p=0,044, p=0,031, p=0,018 ve p<0,001). Ayrıca artmış DMAH dozu ile hematom boyutu arasında anlamlı bir ilişki vardı (p=0,044). SONUÇ: COVID-19 nedeniyle antikoagülan alan hastalarda aktif tedavi gerektiren RPK, antikoagülan dozu ile ilişkilidir. Hastanın klinik ihtiyacı göz önüne alındığında mümkün olan en düşük doz antikoagülan ile tedaviye başlamak akılcı bir yaklaşım olabilir.