Yıldız USCA, Rabia SOHBET
Sağlık Bilimleri ve Klinik Araştırmaları Dergisi - 2026;5(1):23-35
Amaç: Bu araştırmanın amacı, hastane temizlik personeli ile fabrika işçilerinin iş stresi ve kaygı düzeylerini karşılaştırmak ve sosyo -demografik özellikler (yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, çalışma süresi, vardiya düzeni) ile iş kazası veya meslek hastalığı öyküsünün bu değişkenler üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu çalışma, bir plastik fabrikası ile dört hastanede toplam 1216 işçi üzerinde yürütülmüştür. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Durumluk -Süreklilik Kaygı Envanteri ve Algılanan Stres Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS, frekans, yüzde dağılımları ve Ki -kare testi ile istatistiksel anlamlılık değerlendirilmiştir. Bulgular: Katılımcıların %90,3'ü erkektir; %45,5'i hastane temizlik işçisi, %54,5'i fabrika işçisidir. Temizlik işçilerinin durumluk kaygı düzeyleri, fabrika işçilerinin ise süreklilik kaygı ve algılanan stres düzeyleri anlamlı biçimde daha yüksektir (p < 0.05). Genç, bekar ve düşük eğitim düzeyine sahip bireylerde stres ve kaygı puanları daha yüksektir. Vardiyalı çalışanlar ile iş kazası veya meslek hastalığı öyküsü olan işçilerin stres ve kaygı düzeyleri de anlamlı olarak yüksektir. Sonuç: Hastane temizlik işçileri biyolojik risk faktörleri ve yüksek iş yükü nedeniyle; fabrika işçileri ise ağır fiziksel çalışma koşulları, vardiyalı sistem ve ekonomik yetersizlikler nedeniyle stres ve kaygı açısından risk altındadır. İş güvenliği önlemlerinin güçlendirilmesi, vardiya sistemlerinin düzenlenmesi, psikososyal destek sağlanması ve iş sağlığı eğitimlerinin artırılması, çalışanların ruhsal iyilik hâlini geliştirmede etkili olabilir.