TEMPORO-PARİYETO-OKSİPİTAL BİLEŞKEDE DORSAL VE VENTRAL DİL YOLLARININ FİBER DİSEKSİYON ANATOMİSİ: LİF AYIRMA CERRAHİSİ İÇİN ÇIKARIMLAR

Berra BİLGİN, Mustafa Eren YÜNCÜ, Erman GÜLER, Ali KARADAĞ, Necmettin TANRIÖVER

Ege Journal of Medicine - 2026;65(3):477-486

Izmir City Hospital, Department of Neurosurgery, Izmir -Türkiye

 

Amaç: Temporo-pariyeto-oksipital bileşke (TPOJ), dorsal ve ventral dil yollarının birleştiği kritik bir geçiş bölgesini temsil eder. Bu bölgeyi içeren lezyonlara yönelik cerrahi sırasında bu yolların korunması esastır. Bu çalışmanın amacı, fiber diseksiyon tekniğini kullanarak TPOJ düzeyinde dorsal ve ventral dil yollarının mikrocerrahi anatomisini tanımlamak ve lif ayırma prensiplerine dayanan bir cerrahi strateji önermektir. Gereç ve Yöntem: Üç adet formalinle fikse edilmiş erişkin insan kadavra beyni (altı hemisfer) ve iki adet silikon enjekte edilmiş erişkin insan kafa kadavrası (dört taraf) Klingler fiber diseksiyon tekniği kullanılarak hazırlandı. Kortikal yüzeyden derin beyaz cevhere doğru aşamalı mikroskopik diseksiyonlar gerçekleştirildi. Süperior longitudinal fasikül (SLF II-III), arkuat fasikül (AF), inferior fronto-oksipital fasikül (IFOF), middle longitudinal fasikül (MdLF) ve ekstreme kapsül (ExtC) arasındaki topografik ilişki analiz edildi. Dorsal ve ventral dil yolları arasındaki derinlik, yönelim ve doğal ayrım düzlemleri ayrıntılı değerlendirildi. Bulgular: Esas olarak SLF II-III ve AF'den oluşan dorsal dil sistemi, tüm diseksiyonlarda U-liflerinin altında yer alan yüzeyel-orta derinlikte bir katman olarak tanımlandı. IFOF, MdLF ve ExtC sistemini içeren ventral dil yolları ise diseksiyonlar boyunca daha derin ve daha medial düzlemlerde izlendi. Dorsal ve ventral sistemler arasında, özellikle AF ile IFOF arasındaki ara yüz boyunca, farklı kadavra örneklerinde benzer şekilde ortaya konabilen belirgin bir ayrılma koridoru gözlemlendi. Bu koridor, lif ayırma teknikleri açısından potansiyel bir cerrahi düzleme karşılık gelmekteydi. Sonuç: TPOJ'de dorsal ve ventral dil yolları, belirgin ayrılma düzlemleri ile düzenlenmiş katmanlı bir anatomik organizasyon gösterir. Bu doğal ayrımların tanınması, lif koruyucu mikrocerrahi stratejilerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.