TENOFOVİR DİSOPROKSİL FUMARAT TEDAVİSİ ALAN KRONİK HEPATİT B HASTALARINDA RENAL TOKSİSİTENİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Sertac VURGUN, Inci SULEYMANLAR

Akdeniz Tıp Dergisi - 2026;12(2026):1-11

Akdeniz University, Faculty of Medicine, Department of Internal Medicine, Antalya, Türkiye

 

Amaç Hepatit B virüsü (HBV) enfeksiyonu, önemli bir küresel sağlık sorunudur. İlk basamak antiviral tedavi olarak kullanılan tenofovir disoproksil fumarat (TDF), böbrek ve mineral metabolizması üzerinde olumsuz etkilerle ilişkilendirilmiştir. TDF'nin nefrotoksik potansiyeli literatürde tanımlanmış olsa da, Türkiye'den uzun dönemli gerçek yaşam verileri sınırlıdır. Bu çalışmada, TDF ile en az 36 ay süreyle tedavi edilen kronik HBV hastalarında böbrek fonksiyonlarını ve mineral parametrelerini değerlendirerek, klinik uygulamada takip stratejilerinin optimizasyonuna katkıda bulunmayı amaçladık. Gereç ve Yöntemler Toplam 58 kronik HBV hastası (ortalama yaş 50,7 +/- 13,7 yıl, %60 erkek) retrospektif olarak incelendi. Serum kreatinin, tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFR, CKD-EPI), kan üre azotu (BUN), kalsiyum ve fosfor düzeylerindeki seri değişiklikler; başlangıçta, 1. ay, 6. ay, 1. yıl ve sonrasında yıllık kontrollerde değerlendirildi. Tekrarlayan ölçümlerde ANOVA ve Bonferroni düzeltmesi kullanıldı; p < 0,05 istatistiksel anlamlılık sınırı olarak kabul edildi. Bulgular Otuz altı aylık takip süresince serum kreatinin ve eGFR düzeylerinde anlamlı bir uzun dönem değişiklik saptanmadı (p = 0,20 ve p = 0,07). Ancak, 1. ayda eGFR'de başlangıca kıyasla geçici bir düşüş eğilimi gözlendi (p = 0,045). BUN düzeyleri zaman içinde anlamlı olarak arttı (p < 0,01); bu artış hipertansif hastalarda daha belirgindi (p = 0,020). Serum kalsiyum düzeyleri değişmedi (p = 0,40), buna karşılık fosfor düzeylerinde zamanla anlamlı bir azalma görüldü (p < 0,01) ve hastaların %11,7'sinde hipofosfatemi saptandı. Sonuç TDF, 36 aylık takip süresince serum kreatinin veya eGFR düzeylerinde anlamlı bir bozulma olmaksızın genel olarak iyi tolere edildi. Bununla birlikte, tüm kohortta serum fosfor düzeylerinde anlamlı bir azalma gözlenirken, BUN düzeylerindeki artışın özellikle hipertansif hastalarda daha belirgin olduğu gözlendi. Çalışmamız, yüksek riskli gruplarda böbrek ve mineral parametrelerinin yakın takibinin gerekliliğini ortaya koyan, Türkiye kohortundan elde edilmiş gerçek yaşam verilerini sunmaktadır.