Didar KURT, Aylin YILMAZ
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Dergisi - 2026;13(2):221-227
Bu çalışmanın amacı, term gebeliklerde doğum öncesinde elde edilen fetal kalp hızı kayıtlarının Ulusal Çocuk Sağlığı ve İnsan Gelişimi Enstitüsü (National Institute of Child Health and Human Development, NICHD) üçlü fetal kalp hızı sınıflama sistemi kullanılarak yorumlanmasında gözlemciler arası ve gözlemci içi uyumu değerlendirmek ve kardiyotokografi (KTG) alt parametreleri arasındaki uyumu incelemektir. Bu retrospektif çalışmaya üçüncü basamak merkezde >=37 gebelik haftasında doğum yapan gebeler dahil edildi. Doğumdan hemen önce elde edilen fetal kalp hızı kayıtları; elektif sezaryen öncesi antepartum non- stres test kayıtları ile travay sırasında veya fetal distres şüphesi nedeniyle acil sezaryen öncesinde alınan intrapartum KTG kayıtlarından oluştu. Kayıtlar, klinik bilgilere kör iki perinatoloji uzmanı tarafından bağımsız olarak değerlendirildi. Gözlemci içi güvenilirlik 2-4 haftalık arayla yeniden değerlendirme yapılarak analiz edildi. Gözlemciler arası ve gözlemci içi uyum Cohen kappa, kuadratik ağırlıklı kappa, yüzde uyum oranı ve %95 güven aralığı kullanılarak değerlendirildi. Toplam 113 fetal kalp hızı kaydı analiz edildi. Bazal fetal kalp hızı kategorisi yüksek yüzde uyum (%97.3) göstermesine rağmen prevalansa bağlı kappa paradoksu ile uyumlu şekilde kappa değeri sıfıra yakın bulundu. Bazal varyabilite (ağırlıklı kappa=0.56) ve akselerasyon varlığı (kappa=0.53) orta düzeyde uyum gösterdi. Patolojik deselerasyon tipi ise yüksek düzeyde uyum (ağırlıklı kappa=0.72) göstererek en güvenilir parametreydi. Sonuç olarak, doğum öncesi fetal kalp hızı yorumlamasında KTG bileşenleri arasında değişken düzeylerde tekrarlanabilirlik bulunmaktadır. Patolojik deselerasyonlar en güvenilir yorumlanan bulgular iken, fizyolojik parametrelerde orta düzeyde uyum izlenmiştir. Bu bulgular, kardiyotokografinin daha geniş klinik bağlam içerisinde değerlendirilmesi gerekti ğini ve gözlemci güvenilirliği ile neonatal sonuçları birlikte inceleyen ileri prospektif çalışmalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir.