ÜMİT BAYOL, SÜHEYLA CUMURCU, KEREM KARAMAN, CEM TUĞMEN, ÇAĞLAR AKDENİZ, ÖZLEM AKMAN, SAİME ÜNLÜOĞLU
Türk Patoloji Dergisi - 2016;32(1):40-43
İntestinal intraepitelyal lenfositler organize olmamış en geniş lenfoid popülasyonlardan birini temsil etmekte olup, farklı ontojenez ve fenotipe sahip birçok alt kümeden meydana gelmektedirler ki bu durum ayırıcı tanıyı daha da komplike hale getirmektedir. Kırk üç yaşındaki erkek hastaya terminal ileumdan kaynaklı kitle perforasyonu nedeniyle acil laparatomi uygulandı. Kitleyi içeren sağ hemikolektomi ve ince bağırsak rezeksiyonu yapıldı. Histopatolojik değerlendirmede mikroskobik olarak belirgin nükleolü olan veziküler nükleuslu ve berrak geniş sitoplazmik alan içeren orta ve geniş çapta hücreler gözlendi. Tümör kitlesine komşu bağırsak mukozasında Çölyak Hastalığı bulgularına rastlanılmadı. İmmünohistokimyasal olarak tümör hücreleri CD45+, CD3+, CD4+, CD8+, CD56+ ve pansitokeratin-, CD20-, CD79a-, CD5-, CD30- olarak boyandı. Endomisial antikor, antigliadin IgM ve IgG antikorları ve anti-Ebstein-Barr virüs latent membran proteini negatif saptandı. Tümör kitlesine, natural killer benzeri T hücreli lenfoma tanısı konuldu.Primer intestinal sitotoksik natural killer benzeri T hücreli lenfoma nadir görülen bir antite olup, diğer T hücreli lenfomalardan ayırıcı tanıda karışıklığa neden olabilmektedir. Kesin tanı koyabilmek için mikroskopik değerlendirmeye ilaveten immünohistokimyasal analizler ve serolojik testlere gereksinim bulunmaktadır.