TİP 2 DİYABETE EŞLİK EDEN HEPATOSTEATOZDA FİBROZİS SKORLARI İLE FERRİTİN, D VİTAMİNİ VE MAGNEZYUM DÜZEYLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Gulsah ALTUN, Bercem Afsar KARATEPE

Acta Medica Nicomedia - 2026;9(1):1-11

Sivas Numune Hospital, Department of Internal Medicine, Sivas, Türkiye

 

Amaç: Metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığı (MASLD), tip 2 diabetes mellitus (T2DM) hastalarında oldukça yaygındır ve progresif karaciğer fibrozisiyle yakından ilişkilidir. Bu çalışmada, T2DM ilişkili MASLD hastalarında ultrasonografi ile değerlendirilen hepatik steatoz şiddeti, non-invaziv fibrozis skorları ve ferritin, vitamin D ve magnezyum metabolik biyobelirteçleri arasındaki ilişki incelendi. Yöntem: Bu retrospektif gözlemsel kohort çalışmada, abdominal ultrasonografisi bulunan T2DM hastaları steatoz derecesine göre (Grade 1-3) sınıflandırıldı. Non-invaziv fibrozis skorları (FIB-4, APRI, Forns indeksi ve S-indeksi) hesaplandı; serum ferritin, 25-hidroksivitamin D ve magnezyum düzeyleri analiz edildi. İlişkiler, yaş ve cinsiyet için düzeltme yapılan tek değişkenli ve çok değişkenli regresyon ile değerlendirildi. Bulgular: FIB-4, Forns indeksi ve S-indeksi, MASLD hastalarında sağlıklı kontrollere kıyasla anlamlı düzeyde yüksekti; ancak steatoz dereceleri arasında tutarlı bir kademeli artış gözlenmedi. Tek değişkenli analizlerde yüksek ferritin daha yüksek fibrozis skorlarıyla ilişkiliyken, magnezyum şiddet arttıkça azaldı ve vitamin D, FIB-4 ile zayıf pozitif korelasyon gösterdi. Yaş ve cinsiyet için düzeltme yapıldığında her üç biyobelirtecin ilişkileri anlamlılığını kaybetti ve yaş, fibrozis şiddetinin en güçlü belirleyicisi olarak kaldı. Sonuç: T2DM ilişkili MASLD hastalarında non-invaziv fibrozis skorları kontrollere kıyasla yüksek bulunmuş, ancak steatoz dereceleri arasında tutarlı bir gradient saptanmamıştır. Ferritin ve vitamin D yalnızca tek değişkenli analizlerde fibrozisle ilişkili olup demografik düzeltme sonrası bağımsız belirleyici değildir; bu da onların fibrozis progresyonundan ziyade altta yatan metabolik ve yaşa bağlı özellikleri yansıttığını düşündürmektedir.