NAZİRE ALADAĞ, FUNDA MÜŞERREF TÜRKMEN
Southern Clinics of Istanbul Eurasia - 2024;35(1):85-90
GİRİŞ ve AMAÇ: Giderek artan kanıtlar, ürik asit sentezindeki oksidanların, inflamasyonu ve endotel disfonksiyonunu indükleyerek böbrek fonksiyon bozukluğuna ve kardiyovasküler hastalıklara neden olabileceğini düşündürmektedir. Diyabetik hastalarda ırk ve etnik kökene bağlı olarak inflamasyon ve albüminüri korelasyonlarında farklılıklar kaydedilmiştir. Ancak tip 2 diyabetli Türk hastalarda bu konuda yapılan çalışmalar sınırlı kalmaktadır. Bu çalışmada tip 2 DM hastalarında serum ürik asit düzeyleri ile mikroalbüminüri arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlandı. YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu prospektif kesitsel çalışmaya T2DM’li 80 hasta dahil edildi ve iki gruba ayrıldı: mikroalbüminürisi olan 40 hasta (24 saatlik idrar proteinürisinde 30-300 mg) ve olmayan 40 hasta (24 saatlik idrar proteinürisinde <30 mg). 12 saatlik açlık sonrası hastalardan alınan venöz kan örneklerinin analizi ile biyokimyasal parametreler değerlendirildi. BULGULAR: Çalışma popülasyonunun yaş ortalaması 57.8±11.6 yıldı. Ortalama ürik asit (4.7±1.5 vs. 4.0±1.1, P=0.036) ve ortalama kreatinin klirensi (114.6±5.8 vs. 98.1±3.4, P=0,050) mikroalbüminürisi olmayan gruba göre mikroalbuminürisi olan grupta daha yüksekti. 24 saatlik idrar protein düzeyleri HbA1C (r=0.305, P=0.036), ürik asit (r=0.308, P=0.032) ve kreatinin klirensi (r= 0,294, P=0.050) ile pozitif korelasyon gösterdi. TARTIŞMA ve SONUÇ: Mikroalbuminürisi olan Tip2 DM hastaların ürik asit seviyesi daha yüksek değerdeydi. Artan ürik asit düzeylerinin diyabetik nefropati, son dönem böbrek yetmezliği ve kardiyovasküler hastalık gelişimi üzerindeki potansiyel etkileri göz önüne alındığında, T2DM hastalarında ürik asit düzeylerinin rutin olarak izlenmesi prognostik açıdan önemli olabilir.