Çiğdem Samancı Tekin, Serencam Kaş, Aslıhan Kamil Türk, Ali Kemal Anlaş, Fatma Betül Başar, Damla Neslihan Güleş, Berkay Arslanoğlu, Adem Bulduklu, Nisanur Kenger
Tıp Eğitimi Dünyası - 2026;25(75):91-102
Amaç: Bu çalışma, tıp fakültesi öğrencilerinin algılanan stres düzeylerini ve tedavi amacı dışında metilfenidat kullanımına ilişkin tutumlarını değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür. Gereç ve yöntem: Kesitsel ve tanımlayıcı tasarıma sahip bu araştırmada, toplam 338 öğrenciden elde edilen veriler analiz edilmiştir. Bulgular: Bulgular, katılımcıların yarısından fazlasının orta düzeyde stres yaşadığını, yaklaşık her beş öğrenciden birinin ise yüksek düzeyde strese maruz kaldığını ortaya koymuştur. Kadın cinsiyet, düşük gelir düzeyi ve psikiyatrik hastalık öyküsü gibi faktörler, yüksek stres düzeyi ile anlamlı biçimde ilişkili bulunmuştur. Ayrıca uzun süreli internet kullanımı, sosyal uğraş eksikliği, ebeveyn ayrılığı ve problemli duygusal ilişkiler de artan stres düzeyleriyle ilişkili değişkenler arasında yer almıştır (p<0.05). Stres düzeyinde en güçlü belirleyiciler, psikiyatrik tanı varlığı (d=0.82) ve olumsuz romantik ilişki süreci (d=1.01) olarak saptanmıştır. Katılımcıların tamamına yakını (%92,6) metilfenidat hakkında bilgi sahibi olduğunu ifade etmiş; en sık bilgi kaynağı arkadaş çevresi (%66,6) ve sosyal medya (%19,5) olarak belirtilmiştir. Öğrencilerin %8,3'ü yaşamlarının bir döneminde en az bir kez metilfenidat kullandığını bildirmiştir. Kullanım sıklığının özellikle sınav dönemlerinde arttığı gözlemlenmiş; akademik performansı artırma arzusu, merak ve zihinsel yorgunlukla başa çıkma çabası başlıca motivasyon olarak öne çıkmıştır. İlacın bağımlılık potansiyelinin yüksek olduğu yönündeki inanç, kullanım kararsızlığı ve kaçınma davranışlarını şekillendirmiştir. Sonuç: Bu bulgular, tıp öğrencilerinde stres düzeylerinin yüksek olduğunu ve bazı bireylerin bu stresle başa çıkmak için farmakolojik yöntemlere yöneldiğini göstermektedir. Üniversitelerde, stres yönetimi ve farmakolojik olmayan baş etme stratejilerine yönelik yapılandırılmış müdahale programlarına ihtiyaç duyulmaktadır.