Sevgi KÖROĞLU, Gülgün DURAT
Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi - 2025;41(3):575-583
ÖZ: Amaç: Deprem, fiziksel hasara ve can kaybına yol açan büyük ölçekli bir felakettir ve deprem sonrası travma sonrası stres bozukluğu sıklıkla görülmektedir. Travmatik bir olayı doğrudan deneyimlememiş olsa da, sosyal medya aracılığıyla travmatik haber içeriklerini deneyimleyen bireyler ikincil travmatik stres geliştirebilmektedir. İkincil travmatik stres, şiddetli stres, kaygı, öfke, depresyon ve diğer duygusal bozukluklara yol açarak afetten doğrudan etkilenmeyen bireylerin genel iyilik halini olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı, ruminasyon ve suçluluk duygusunun ikincil travmatik stres üzerindeki etkisini incelemektir. Yöntem: Kesitsel tipteki bu çalışmaya Kahramanmaraş depremi sonrası 20 Nisan -20 Haziran 2023 tarihleri arasında internet üzerinden ulaşılabilen 18 yaş ve üzeri 152 gönüllü dahil edilmiştir. Araştırmanın güç analizi, G*POWER 3.1.9.7 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Etki büyüklüğü 0.50 ve anlamlılık düzeyi (alfa) 0.05 olarak alındığında, örneklem büyüklüğüne ilişkin test gücü 0.92 olarak hesaplanmıştır. Veri toplama sürecinde Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Medya Kullanıcıları İçin İkincil Travmatik Stres Ölçeği, Sürekli Utanç ve Suçluluk Ölçeği ile Kısa Form -Ruminasyon Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel değerlendirmesi IBM SPSS Statistics 25 yazılımı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Katılımcıların %17.8'i (n=27) psikiyatrik tanı almıştır ve %47.4'ü geçmişte en az bir deprem geçirmiştir. Örneklemin %57.2'si Kahramanmaraş merkezli depremden kendilerinin veya sevdiklerinin etkilendiğini bildirmiştir. Geçmişinde en az bir depremden etkilenen, Kahramanmaraş merkezli depremden ailesi ve sosyal çevresi aracılığıyla etkilendiğini bildiren, psikiyatrik tanısı olan ve sosyal medyada geçirdiği süre fazla olan katılımcıların daha yüksek ikincil travmatik stres skorları gösterdiği bulunmuştur. Sonuç: Sosyal medya kullanımının ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin keşfedilmesi, travmayı önleme ve müdahale stratejilerinin geliştirilmesine rehberlik etmektedir. Özellikle sosyal medya aracılığıyla ikincil travmaya maruz kalan bireyler için, içerik tüketiminin sınırlandırılması ve olumsuz duyguların yönetilmesine yönelik duygu düzenleme stratejileri geliştirilmelidir.