İsmail Ertan SEVİN, Efecan ERİŞKEN, Pelin PUGAR, Selin BOZDAĞ, Hasan Kamil SUCU
Ege Klinikleri Tıp Dergisi - 2026;64(1):93-101
Amaç: Torakolomber enstrümantasyon uygulanan ve çıkarılması için mutlak bir endikasyonu olmayan hastalarda posterior spinal implantların yönetimi hala tartışmalıdır. Bu çalışmanın amacı, travmatik ve dejeneratif torakolomber patolojiler nedeniyle posterior spinal enstrümantasyon uygulanmış hastalarda implant çıkarılmasının klinik ve radyolojik sonuçlarını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu tek merkezli, retrospektif, kohort çalışmaya posterior torakolomber spinal enstrümantasyon uygulanmış ve implantları çıkarılmış erişkin hastalar dahil edildi. Demografik ve cerrahi veriler kaydedildi. Sagittal dizilim, implant çıkarılması öncesi ve sonrası bilgisayarlı tomografi görüntülerinden ölçülen Cobb açıları kullanılarak değerlendirildi. Klinik başarı hasta memnuniyeti ve yeniden cerrahi gereksinimi temel alınarak belirlendi. Bulgular: Toplam 97 hastaya torakolomber implant çıkarılması işlemi uygulandı. Ortalama BMI 27,4+/-4,7 kg/m², ortalama ameliyat süresi 144+/-48 dakika ve implant çıkarılmasına kadar geçen ortalama süre 2134+/-1891 gündü. Hem preoperatif hem de ameliyattan en az bir ay sonra çekilmiş postoperatif BT'si olan 51 hastada Cobb açısı 23,4+/-14,2 derece'den 21,5+/-12,9 derece'ye (p<0,001) düştü. Aşırı kilolu hastalarda, dejeneratif vakalarda, zorunlu çıkarmalarda, lomber-lumbosacral yapılarında ve <=2 enstrümanlı segmentlerde daha büyük açısal azalma gözlendi. 9 hasta yeniden ameliyat edilmişti ve hasta memnuniyeti de işin içine katıldığında genel klinik başarı %56,9 idi ve travma vakalarında dejeneratif vakalara kıyasla anlamlı olarak daha yüksek başarı elde edildi (p=0,011). Kan transfüzyonu, başarısız sonuçlarla ilişkiliydi (p=0,017). Pozitif Cobb açısı değişimi daha yüksek memnuniyetle ilişkili olsa da, ortalama açı değişim derecesi memnun ve memnun olmayan hastalar arasında anlamlı bir fark göstermedi. Sonuç: Posterior torakolomber implantın çıkarılması, sagital dizilimde önemli değişikliklere neden olur; ancak bu radyolojik değişiklikler, klinik başarısızlığı doğrudan öngörmez. Serimizin sonuçları, füzyon gelişen travma vakalarında implantın çıkarılmasının faydalı olabileceğini göstermektedir; ancak dejeneratif nedenlerle lomber-lumbosacral fiksasyon uygulanan obez hastalarda, gerekli olmadıkça implantlar çıkarılmamalıdır. Bu sonuçların doğrulanması için daha geniş hasta gruplarını içeren prospektif çalışmalar gereklidir.