Orbay Tutku SEREN, Bülent ALTINSOY
Batı Karadeniz Tıp Dergisi - 2026;10(2):254-260
Amaç: Bu çalışmada, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) olan hastalarda toraks bilgisayarlı tomografi (BT) ile ölçülen toraks ve trakea çaplarının solunum fonksiyon testleri (SFT) ile ilişkisinin incelenmesi ve bu ölçümlerin hastalığın yapısal etkilerinin değerlendirilmesindeki yerinin belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Kesitsel tasarımla gerçekleştirilen çalışmada, 2018-2020 yılları arasında solunum fonksiyon testi ve bodipletismografi uygulanan, toraks BT görüntüleri bulunan 169 hasta retrospektif olarak incelendi. Örneklem büyüklüğü G*Power 3.1 ile a priori güç analizi kullanılarak, alpha=0,05 ve güç (1-beta)=0,80 için minimum 104 olarak hesaplandı. Akciğer malignitesi, interstisyel akciğer hastalığı, plevral hastalık ve göğüs duvarı anomalisi olan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Veriler SPSS 25.0 yazılımı ile analiz edildi. Bulgular: KOAH grubunda yaş ortalaması (65+/-10,8 vs 53+/-12,5 yıl) ve sigara öyküsü (30 vs 14 paket-yıl) kontrol grubundan anlamlı olarak yüksekti (p<0,001). KOAH grubunda toraks anterior-posterior (AP) çapı (18,39+/-1,72 vs 17,23+/-1,74 cm, p<0,001), toraks transvers (TT) çapı (24,6+/-1,69 vs 23,9+/-1,79 cm, p=0,008) ve trakea AP çapı (2,23+/-0,34 vs 2,09+/-0,32 cm, p=0,006) kontrol grubundan anlamlı olarak yüksek saptandı. Trakea transvers çapında gruplar arasında anlamlı fark gözlenmedi (p=0,077). KOAH grubunda toraks AP çapı ile rezidüel hacim (RV) arasında pozitif (r=0,398, p<0,001), FEV1/FVC oranı ile negatif (r=-0,316, p=0,005) korelasyon saptandı. Lojistik regresyon analizinde, toraks AP çapındaki her 1 cm'lik artış KOAH bulunma olasılığını yaklaşık 1,37 kat artırmaktaydı (OR=1,37; %95 GA: 1,11-1,69; p=0,004). Çok değişkenli lineer regresyon analizinde; yaş (B=0,103; p<0,001), VKİ (B=0,118; p=0,007) ve KOAH varlığı (B=1,121; p=0,002) toraks AP çapının bağımsız belirleyicileri olarak saptandı. Sonuç: Toraks ve trakea AP çaplarındaki artış, KOAH'ta akciğer hiperinflasyonunun somut radyolojik yansımasıdır. Bu ölçümler, özellikle SFT'nin sınırlı olduğu durumlarda, hastalığın fenotiplendirilmesi ve yapısal değişikliklerin takibinde tamamlayıcı parametre olarak kullanılabilir.