Hamit Çağlayan KAHRAMAN, Bekir Eray KILINÇ, Hamza Fevzi ERDEM, Olcay YAVUZ, Onur GULTEKIN, Barış YILMAZ
Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - 2026;32(4):496-503
AMAÇ: Traksiyon grafilerinin intertrokanterik femur kırıklarının preoperatif değerlendirilmesindeki yeri halen tartışmalıdır. Literatürde kırık sınıflandırması, stabilite değerlendirmesi ve cerrahi planlama üzerindeki etkisine ilişkin bulgular kesinleşmemiştir. Bu ulusal ölçekli çalışma, ortopedi ve travmatoloji uzmanlarının traksiyon grafisi kullanımına yönelik yaklaşımlarını ve bu görüntülemenin cerrahi karar verme sürecine etkisini, klinik deneyimden bağımsız olarak değerlendirmeyi amaçlamıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: 14 Ekim-15 Kasım 2025 tarihleri arasında aktif olarak çalışan ortopedi ve travmatoloji hekimlerine çevrimiçi vaka temelli bir değerlendirme uygulanmıştır. Bu değerlendirme; demografik bilgiler, klinik deneyim, traksiyon grafisine yönelik algı ve 15 AO/OTA sınıflandırılmış intertrokanterik kırık vakasına (31-A1, A2, A3) ilişkin vaka temelli soruları içermiştir. Toplam 133 katılımcıdan 1995 gözlem elde edilmiştir. Cerrahi karar değişiklikleri McNemar testi ile analiz edilmiş, bağımsız belirleyiciler Genelleştirilmiş Tahmin Denklemleri (GEE) ile değerlendirilmiştir. BULGULAR: Traksiyon grafisi istem oranı tüm değerlendirmelerin %59.5'ini oluşturmuş olup, bu oran instabil kırık tiplerinde anlamlı biçimde yükselmiştir (31-A2: %75; 31-A3: %68.2; 31-A1: %30). Traksiyon grafisi sonrası genel cerrahi plan değişikliği oranı %12.4, traksiyon grafisi istenen olgularda ise %21 olarak bulunmuştur. Karar değişikliği özellikle 31-A2.3 (%14.9) ve 31-A3.3 (%16.9) kırıklarında belirginleşmiştir. En sık implant geçişi kısa PFN'den uzun PFN'ye (%40.8), ardından artroplastiye geçiş (%18.8) şeklinde olmuştur. GEE analizinde kırık tipi ve traksiyon grafisi istemi cerrahi karar değişikliğinin bağımsız belirleyicileri olarak saptanmıştır (OR=1.55-2.40 ve OR=1.60; p<0.05). Katılımcının unvanı, kurum tipi, deneyim yılı ve vaka hacminin karar değişikliği üzerinde anlamlı etkisi bulunmamıştır. SONUÇ: Traksiyon grafileri fragman konfigürasyonunun ve medial/lateral duvar bütünlüğünün daha net değerlendirilmesine olanak sağlayarak kırık instabilitesinin daha doğru tanınmasına ve daha dayanıklı implant tercihlerine yönelimde artışa neden olmaktadır. Bu etkinin özellikle kompleks veya sınırda instabil kırıklarda belirgin olduğu ve cerrah deneyiminden bağımsız olarak korunduğu gösterilmiştir. Traksiyon grafisinin düşük maliyetli, uygulanabilir ve klinik karar sürecine anlamlı katkı sağlayan bir yöntem olarak intertrokanterik kırıkların preoperatif değerlendirilmesinde rutin kullanımının, özellikle instabiliteden şüphelenilen durumlarda, faydalı olabileceği düşünülmektedir.