Ayşe Gülden BEKGÖZ, Koray AYDEMİR, Mina YANPAR, Merve YAHŞİ
Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - 2026;32(3):253-258
AMAÇ: Askeri travma hastalarında enfeksiyonlar yalnızca akut dönemde değil, rehabilitasyon sürecinde de sık görülen komplikasyonlardır. Ancak rehabilitasyon döneminde gelişen enfeksiyonlara ilişkin çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı, rehabilitasyon sürecinde gelişen deri-yumuşak doku enfeksiyonları (DYDE) ve kemik-eklem enfeksiyonlarının (KEE) insidansını, mikrobiyolojik özelliklerini, tedavi yaklaşımlarını ve sonuçlarını değerlendirmektir. GEREÇ VE YÖNTEM: Ocak 2020-Haziran 2023 tarihleri arasında üçüncü basamak bir rehabilitasyon hastanesinde yatan askeri travma hastalarının kayıtları retrospektif olarak incelendi. Rehabilitasyon döneminde DYDE veya KEE gelişen hastalar dahil edildi. Demografik ve klinik özellikler, laboratuvar ve görüntüleme bulguları, kültür sonuçları, antibiyotik tedavileri, cerrahi girişimler, tedavi süresi ve nüksler değerlendirildi. BULGULAR: 1.078 travma hastasının 58'inde (%5.4) DYDE veya KEE gelişti. En sık görülen enfeksiyon güdük enfeksiyonuydu (%44.8), bunu greft enfeksiyonları (%15.5) izledi. Etkenler arasında en sık Staphylococcus türleri saptandı; olguların %24.1'inde çoklu ilaca dirençli (ÇİD) gram-negatif mikroorganizmalar izole edildi. En sık kullanılan tedavi beta-laktam/beta-laktamaz inhibitörü (BL-BLI) monoterapisi, ardından BL-BLI + florokinolon kombinasyonu oldu. Hastaların %34.5'inde cerrahi girişim gerekti. Nüks enfeksiyon oranı %25.8 idi. Ampütasyon geçirmemiş hastalarda tedavi süresi, kemik-eklem enfeksiyonlarının daha sık görülmesine bağlı olarak anlamlı şekilde uzundu (p<0.05). Bu enfeksiyöz komplikasyonlara rağmen, alt ekstremite ampütasyonu olan hastaların büyük çoğunluğu protezle ambulasyon sağladı. SONUÇ: Askeri travma hastaları rehabilitasyon sürecinde DYDE ve KEE açısından risk altındadır; en sık görülen enfeksiyon güdük enfeksiyonlarıdır. ÇİD mikroorganizmaların varlığı uygun antibiyotik seçimi ve sıkı enfeksiyon kontrol önlemlerinin önemini vurgulamaktadır. Bu enfeksiyöz komplikasyonlara rağmen, özellikle genç travma hastalarında görece olumlu fonksiyonel sonuçlar elde edilebilmekte ve kapsamlı rehabilitasyon programlarının önemi bir kez daha ortaya konmaktadır.