TRAVMATİK DİYAFRAGMA YARALANMALARININ KLİNİK SONUÇLARI VE CERRAHİ YÖNETİMİ: 10 YILLIK RETROSPEKTİF ANALİZ

Mahmut ÖZBEY, Hasan DOĞAN

Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi - 2026;23(3):392-398

Sivas Cumhuriyet University Faculty of Medicine, Department of Thoracic Surgery, Sivas, TÜRKİYE

 

Amaç: Diyafragma yaralanmaları (DY), hem künt hem de penetran travmalar sonrası gelişebilen, tanısı zor ve hayati tehlike oluşturan yaralanmalardır. Bu çalışmada, kliniğimizde 10 yıllık süreçte diyafragma yaralanması nedeniyle cerrahi tedavi uygulanan hastaların demografik özelliklerini, yaralanma mekanizmalarını, cerrahi yaklaşımları ve sonuçlarını değerlendirmeyi amaçladık. Materyal ve metod: Ocak 2015 ile Aralık 2025 tarihleri arasında travmatik DY tanısıyla opere edilen 20 hastanın verileri retrospektif olarak incelendi. Hastaların yaş, cinsiyet, yaralanma mekanizması, yaralanma tarafı, ek organ yaralanmaları, cerrahi teknikler ve postoperatif sonuçları analiz edildi. Bulgular: Hastaların 17'si (%85) erkek, 3'ü (%15) kadın olup; yaş ortalaması 42,5+/-19,82 idi. Yaralanmaların %50'si kesici delici alet yaralanması, %45'i künt travma ve %5'i ateşli silah yaralanması sonucu gelişmişti. Yaralanmaların taraf dağılımı sağ ve sol hemidiyafragma için eşitti (%50 - %50). Bilgisayarlı tomografi (BT) hastaların %60'ında (n=12) DY tanısı koydururken; 7 hastada DY, ek patolojiler nedeniyle yapılan operasyonlar sırasında saptandı. Cerrahi yaklaşım olarak %55 oranında (n=11) video yardımlı torakoskopik cerrahi (VATS), %40 (n=8) torakotomi ve %5 (n=1) laparotomi uygulandı. Hastaların 17'sine primer sütürasyon yapılırken, bir hastada prostetik mesh kullanıldı. Dokuz hastada (%45) ek organ yaralanması mevcuttu. Ortalama hastanede yatış süresi 14,6 gün olarak saptandı. İki hasta (%10) ek organ yaralanması ve şok tablosu nedeniyle hayatını kaybetti. Sonuç: Diyafragma yaralanmaları spesifik semptomların yokluğu nedeniyle tanısal zorluklar içermeye devam etmektedir. Radyolojik bulguların yetersiz kaldığı durumlarda klinik şüphe esastır. VATS, hem tanı koymada hem de tedavide güvenilir ve etkin bir minimal invaziv yöntemdir. Her iki ölüm de ciddi eşlik eden yaralanmaları ve hemodinamik instabilitesi olan hastalarda meydana gelmiştir.