Hatice Gül ÖZTAŞ
Anatolian Journal of Health Research - 2026;7(1):1-9
Amaç: Bu çalışma, doğum yapan kadınlarda travmatik doğum algısı ile doğum sonu annelik hüznü arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu durumu etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Bu kesitsel araştırma, Şubat -Ağustos 2025 tarihleri arasında Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi kadın doğum poliklinikleri ve kadın doğum servislerinde izlenen lohusalar ile yürütülmüştür. Çalışma kriterlerine uygun olan ve katılımı gönüllü olarak kabul eden 406 lohusa araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler, Tanıtıcı Özellikler Formu, Travmatik Doğum Algısı Ölçeği (TDAÖ) ve Suryani Doğum Sonu Annelik Hüznü Ölçeği (SDSAHÖ) kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Katılımcıların TDAÖ toplam puan ortalaması 73.00+/-27.68, SDSAHÖ toplam puan ortalaması ise 56.06+/-16.80 olarak saptanmıştır. TDAÖ ile SDSAHÖ toplam puanları arasında pozitif yönlü, orta düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır (r=0.353; p<0.001). Travmatik doğum algısı, annelik hüznünün en güçlü yordayıcısı olarak belirlenmiştir (beta=0.348; p<0.001). Sezaryen (beta=0.168; p<0.001), sadece mama ile besleme (beta=0.153; p=0.001), olumsuz doğum deneyimi (beta=0.108; p=0.017) ve yenidoğanın yoğun bakıma alınması (beta=0.093; p=0.044) da annelik hüznü üzerinde anlamlı etkiye sahip bulunmuştur. Sonuçlar: Travmatik doğum algısı, annelik hüznünün en güçlü belirleyicisi olarak bulunmuştur. Sezaryen, yalnızca mama ile besleme, olumsuz doğum deneyimi ve yenidoğan yoğun bakım gereksinimi de annelik hüznünü artıran faktörlerdir. Riskli grupların doğum sonrası erken dönemde belirlenmesi ve psikososyal destek uygulamaları, annelik hüznünün önlenmesi açısından önemlidir.