Ahmet Eren SEÇEN, Halis Emre ÇİFTCİ, Musa Onur ÖZBAKIR, Afşin Emre AKPINAR, Bige SAYIN, Ergun DAGLIOGLU
Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi - 2026;32(6):675-682
AMAÇ: Middle meningeal arter (MMA) embolizasyonu, kronik subdural hematom (kSDH) tedavisinde umut verici bir terapötik seçenek olarak öne çıkmıştır. Ancak özellikle travmaya bağlı kSDH olgularına odaklanan veriler sınırlıdır. Bu çalışmada, travmaya bağlı kSDH hastalarında MMA embolizasyonunun güvenliğinin ve klinik sonuçlarının değerlendirilmesi ve tedavi başarısının radyolojik belirleyicilerinin araştırılması amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu retrospektif çalışmaya, 2024-2025 yılları arasında kurumumuzda travmaya bağlı kSDH nedeniyle MMA embolizasyonu uygulanan hastalar dahil edilmiştir. Demografik, klinik ve radyolojik veriler - orta hat kayması (MLS) ve hematom kalınlığı - sistematik olarak toplanmıştır. Fonksiyonel sonuçlar, modifiye Rankin Skalası (mRS) kullanılarak değerlendirilmiştir. Nüks, cerrahi gereksinimi, işleme bağlı komplikasyonlar ve mortalite kaydedilmiştir. MLS'nin tedavi başarısızlığını öngörmedeki değerini değerlendirmek amacıyla ROC analizi yapılmıştır. BULGULAR: Travma öyküsü bilinen toplam 52 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Kırk üç hastada (%82.7) yalnızca embolizasyon uygulanırken 9 hastada (%17.3) embolizasyon ve cerrahi kombine edilmiştir. İşlem öncesi MLS değeri, yalnızca embolizasyon uygulanan gruba kıyasla embolizasyon + cerrahi grubunda anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur (7.6+/-3.9 mm'ye karşı 4.5+/-3.8 mm; p=0.03). Altıncı haftada rezidüel hematom kalınlığı veya MLS açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmamıştır (p>0.05). Doksanıncı günde fonksiyonel durumun başlangıca göre iyileştiği gözlenmiştir. 4.5 mm'lik MLS eşik değeri, tedavi başarısızlığını öngörmede en yüksek prediktif doğruluğu göstermiş olup %78 duyarlılık ve %56 özgüllük sağlamıştır. SONUÇ: MMA embolizasyonu, travmaya bağlı kSDH tedavisinde güvenli ve klinik olarak uygulanabilir bir seçenek gibi görünmektedir. Uygun hasta seçimi yapıldığında cerrahiye hem tamamlayıcı hem de alternatif bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. MLS, risk sınıflandırması ve hasta seçimi açısından pratik ve erişilebilir bir parametre olabilir. Bu bulguların doğrulanması için prospektif kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır.